11 Mart 2012 Pazar

BEYAZ GÜVERCİN

Eksiklik yok… Kusur yok… Hata yok… Ayıp yok… Sınır yok… Özür yok… Engel yok… Gerilik yok… Kibir yok… Üstünlük yok…

Sadece farklı ifade dilleri var. Birbirimizden farklı ifade dilleri ve kendini olduğun gibi gösterebilme fırsatı…

Herkes kendini farklı bir yolla ifade eder. Herkes yazmak zorunda değil. Beden dili, konuşma dili, müzik dili, doğa dili, çizme dili… Çoklu zeka teoreminde olduğu gibi… Ve tüm felsefik görüşlerin temelinde yatan şu gerçek gibi;
“Doğru bir tane değildir.”
Esnek ve modern matematiksel görüşlerin savunduğu şu teori gibi;
“Sonuca giden pek çok farklı yol vardır. Hepsi denenebilir, kabul edilebilir.”
Ah o bazı inatçıların farklı gidiş yollarına şiddetle karşı çıkıp sadece kendi akıllarındaki rotanın izlenmesini şart koşmaları yok mu? Hem matematik dersinde hem de hayat dersinde onlardan ne yazık ki var.
Boş verelim onları…
Hangi yolla olursa olsun, kendini doğru ifade etmenin gerekliliği var. Olduğu gibi ve gerektiği gibi… Kendi oluşuna uygun olarak ifade etmek…
Hayatın her noktasında aynı yere varıyoruz galiba. İçeride tutmamak ve serbest bırakmak… Duyguları, düşünceleri ve ruhu… Bu ifadeler tehlikelere vesile olabilir mi? Evet, açıkça beyan etmeler tehdit, ceza ya da hükümlere neden olabilir. O zaman farklı bir şekilde ifade etmek gerek…
Buna gerek var. O dille ya da bu dille… İfade etmenin şart olduğunda birleşeceğimizi biliyorum. Çünkü kapalı kalan, bastırılan her şey, şekil değiştirerek başka bir yol bulup yine dışarı çıkacaktır. Onu bastırmak, bu sesi susturmak niye? Bırakalım özgür kalsın…
Aykut Oğut’un dediği gibi, sessiz anlaşmalara görünmez ama tescili imzalar atarak kendimizi kapanlara kıstırmak niye? Farkında mıyız? Her gün sessiz ve cesaretsiz kalarak neleri üstlendiğimizin farkında mıyız?
Sırtımızdaki kamburlara dönüşmeden fark etmeli sırtımıza fazladan aldıklarımızı…
Vücudumuzda kanser hücrelerine dönüşmeden ele almalı gücümüzün kontrolünü…
Ve kangrenleşmeden ilk müdahaleyi yapmalı ilk darbelere…
Bir yolunu bulup o kafesin içindeki beyaz güvercini kilitlerden kurtarmalı… Herkes kendi adına bunun sorumluluğunu almalı…
Artık bu mahkûm edilmiş duygular, bastırılmış dürtüler, şekil değiştirmiş seçimler, sahte kişiliklerin içine gizlenmiş gerçek benlikler serbest kalmalı… Su yolunu bulmalı…
Bir tek yolu seçmek ve karar vermek yeter.
Gerisi mi?
Çorap söküğünden de kolay ve hızlı gelecektir…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme