31 Ekim 2019 Perşembe

BİR ÇEYREK ALTIN


Eskiden tanıdığım biri olmasa onunla bu konuda kavga bile edebilirdim. Az buçuk muhabbetimize saygımdan onu bozamadım, yeremedim. Oysa o toplumsal yaralarımızdan birini fark etmeksizin zorluyordu. En kıymetli varlığını, çok kıymete binmiş görünen ama insanı geçiciliğiyle aldatan bir şeyle kıyaslıyordu.

31 Ağustos 2019 Cumartesi

PANSUMAN


Bende söz bitti artık.
Bunu söylemek için çok bekledim. Sabırlar, tahammüller, geçmişin hayaletleriyle geleceğin siluetleri, iğne batışlarıyla nefes tutulmaları, yalnızlık ve iç içe geçmişlik, her şey ama her şey havada uçuştu. Sonra birbirine çarparak yerlere gelişigüzel savruldu. Kırıklara çıplak ayaklarım bata bata yürüdüm uzun zaman.

12 Temmuz 2019 Cuma

AŞK MI PARA MI?


“Zengin olunca bana uyum sağlayabilecek misin ki seni beğeneyim” gibi bir şeyler demişti. Çok kırmıştı karısının kalbini. Zaten bir türlü onun hoşuna gidecek sözleri söyleyemiyordu. Belki de bu yüzden bir türlü istediği paraya kavuşamıyordu.

31 Mayıs 2019 Cuma

MADALYON


Hiç böyle olmamıştı.
Bu kadar kırgın, bu kadar uzak.
Yan yana ama yalnız.
Soğuk, durgun ve yabancı.
Kopabildiği kadar da kopuk.

26 Nisan 2019 Cuma

SAVUNMASIZ


Bu ülkede çocuklara sahip çıkılıyor. Yüzlerine, ellerine ve bedenlerinin diğer her yerine dokunularak ve onu büyütenlere karışılarak.
Hakları ve özgürlükleri korunarak değil.
Psikolojileri bilinip buna uygun davranılarak değil.
Anne babasının onun için belirlediği sınır ve kurallara saygı gösterilerek değil.
Çokbilmişlik ve işgüzarlıkla dolu hareketlerle, kirli emellerle çocukların hayatlarına müdahale ediliyor.

12 Mart 2019 Salı

ÇOCUKLARA HİKAYELER


Çocukluğumun çok da tatlı geçtiği söylenemez. Şimdiki aklımla bakınca, her çocuk gibi, heyecanla yeni maceralara açılan günlerin keşfinde kaybolmak isterken, nedenini bilmediğim dehlizlerde bulurmuşum meğer kendimi… Bu karmaşıklığın, tezatlığın bir kısmını anlayabiliyordum o zaman, bir kısmını ise hâlâ anlayamıyorum.

28 Şubat 2019 Perşembe

NASIR


Sus diyor bana. Susmak, gitmekle yarı yarıya aynıdır aslında. Anlamak için bir ömür gerektiğine inanmaya başladığımız noktada, anlaşılmanın ve anlayabilmenin güçlüğüyle burkuluyorum.

16 Şubat 2019 Cumartesi

AKŞAM VAKTİ


İstanbul’da güzel olan ne kaldı? Yeri, konumu, tarihi, coğrafyası ve içinde birikmiş anılardan başka… Evlerde mi yoksa ofislerde mi aradığımız sıcak, tatlı, yalın, taze kokan umut veren, birleştiren duygularla olgular? Yoksa alabildiğine özgür, iyiyle birlikte kötüye de sonuna kadar açık, güvenliğin azalışından korkusuzca tehlikelerine yürünebilen doğasına, tıkırtılarına, gürültülerine ve karanlıkta saklanan pusularına rağmen vazgeçmeye direndiğimiz sokaklarında mı?

31 Ocak 2019 Perşembe

YORGAN DÜĞMESİ


Yağmur yağacak dediler ya, mutlaka çıkmam lazım sokağa. Hem de botsuz, şemsiyesiz, hazırlıksızca yine. Bu şöyle bir şey; süslenir püslenir her ayrıntıya özenir de çıkarak kimseyle karşılaşmadan eve tıpış tıpış dönmenin aksine, en doğal halinle ve birazcık da dağıtmış bir şekildeyken çıkıp da en umulmaz kişiye rastlamanın kendi halindeliğinde, özünde her şeye ve kendine güvenmekle alakalı belki de…

26 Ocak 2019 Cumartesi

HOLLANDALI BABA


Bunu anlatmasam olmazdı. Mahalle arasında küçük bir çocuk parkındayız. Hava buz gibi soğuk. Rüzgâr da baya üşütüyor. Bu nedenle az çocuk var. Onlara sorsaydık eğer, mevsime ve zamana bakmaksızın sokakta büyümek isterlerdi. Pek çok şeyi sormadan onların adına karar aldığımız sayısız günden birindeydik. Mecburi sınırları daha da çok sınırlandırarak yarınlarını ellerinden yavaş yavaş aldığımızın farkında değildik.