8 Mart 2016 Salı

KADINCA

Bir 8 Mart sabahı doğuyor yine, kolay mı?
Kırık, ihmallere kurban gitmiş, itilip kakılmaktan sesi kesilmiş ama bunlara rağmen aktif bir üreme makinesi; tarih bilmeden, zaman bilmeden haldır haldır çalışıyor işte, evi barkı dağılmış, aklı fikri karışmış, içi dışına taşmış, kırık ayaklarının üzerinde yorgun bir savaşçı olup çıkıvermiş, kendi gününün arifesinde…

22 Ocak 2016 Cuma

EN GÜZEL OYUN

Gündem sıkıntıdan, üzüntüden ağırlaşmış konularla doluyken onlardan söz etmenin size, bana ve başkalarına faydası olmayacak. Bu yüzden içinizi ısıtacak tatlı bir şeylerden bahsederek biraz olsun gülümseyelim, ferahlayalım istiyorum. Dünyada sorunlar hiçbir zaman bitmeyecektir ama bizim dünyaya verdiklerimizle çok şey değişebilir. 

4 Ocak 2016 Pazartesi

ÖRÜMCEK

Hep uzak diyarlardan anlatırlar değil mi? Hikâyeleri, masalları, hayalleri, olayları… Hepsinin merkezinde olduğumuzu ya da merkezimizde bir oyun döndüğünü saklarlar akıllarınca. Benim farkım ne mi? Ben saklamıyorum. Kartlarımı açık oynarken, telaşlı yüzlerinde eski hallerimi görüyorum bazen. Açık olmayan tek bir şey bulamazsınız dünyamda, o kadar uzak ve ulaşılmaz görürken beni. Tıpkı anlattıkları birtakım şeyler gibi…

25 Aralık 2015 Cuma

MANEVİ MORFİN

Yüreğinden ağzına doğru bir ateş, tenini yaka yaka yükselmiyorsa, ölüsün. Kıpır kıpır eden bir şey olmalı hayatında; kanlı canlı olaylar, gel-git hareketli fikir veya insanlar ve belki de birkaç damla serin gözyaşı…

26 Kasım 2015 Perşembe

ÇOCUĞUNUZ VAR DİYE

Dünyada mucizevî nitelikte bir şey varsa, onun kesinlikle “yaratmak” olduğuna inanırım. YOK’tan VAR etmenin güzelliği, akıl - yürek - beden üçlüsünün sıkı çalışmasında yatıyor olmalı. Doğadaki varlıkların hayranlık uyandıracak düzeyde detaylandırılarak yaratılmış olması da buna dâhil; kafa patlatarak ortaya çıkarılan fikirler de, küçüklü büyüklü adımlar ve projelerle yapılan maddesel ürünler de…

6 Kasım 2015 Cuma

KÜÇÜK BERRAK

İçimdeki çocuklar rüyama girdiler bugün. Kiminin altı ıslak, kimi uykudan uyanmış, kimi sessizce bir köşede ağlıyor. Hepsiyle tek tek ilgilendim; yorgunluk hissetmeden, şikâyetsiz ve gönülden. Onlar benden daha endişeliydi. Geleceklerinden, beni kaybetmekten, sevgi görememekten korkuyorlardı. Nerede olduğumuzu bile bilmeden, daha doğrusu pek düşünmeden kocaman bir evin içinde birbirimize sarıldık.  Yarınlar yokmuş gibi gönlümüzce oyunlar oynadık. Birbirleriyle kavga etmediler, çekişmediler, büyüklerin aksine sıralarını beklemeyi bile bildiler.

7 Ekim 2015 Çarşamba

DİŞİ

İnsan bir cümleyle hayata dönüyor bazen. Ama bir cümleyle de yaşamaktan vazgeçebiliyordu zaten değil mi? Basite indirgenmiş halim; bir KADIN, bir DELİ, bir coşkun ve bir melankolik, bir mutlu, bir mutsuz, bir cümle. Hayat zaten kısaca tek bir cümle, tıpkı ben gibi…