7 Şubat 2012 Salı

SON GÖRÜŞ

Fani dünya…
Seninle bir alıp veremediğim yok dersem yalan söylemiş olurum. Pek çok şey var anlaşamadığımız… Ama senin tek bir gerçeğin var ki, işte onun önünde saygıyla ve kabullenişle eğilmekten başka bir çare göremiyorum.
Bu gerçeğin çaresi yok, alternatifi yok. Geri dönüşü yok… İsyan etsek de ona bir faydası yok… Pansuman yapılacak bir yara değil… Yama yapılacak bir yırtıkla ilgisi yok… Sonsuz ve dirayetli…
İsmini anmayacağım bu gerçeğin. Herkesi buz gibi bir havaya sokmayı istemem. Ürpertmeyi ya da üzmeyi… İsmini geçeceğim…
Nasıl olsa onu hepimiz tanıyoruz. Her birimizi eşit hale getiren şey, bir gün hepimizin onunla yakından tanışacak olması…
Neden bu dehlizlere düşer gibi bir ruh haline giriyoruz ki? Gerek yok buna… Tek amacım, paylaşarak hafiflemek, hafifletmek ve yüzleşmek…
İki ayrı kadına veda ettik şu son zamanlarda. Son birkaç ay içinde. İkisi birbirinden epey farklıydı. Bir ortak noktaları bile yoktu belki. Ama artık ortak bir sahnenin oyuncusu oldular. Kaçarı yok… Tartışmasız…
X kadın, deli diye tabir ettiğimiz şahısların hareketleriyle dolaşırdı etrafta. O gelince elimizi ayağımızı nereye koyacağımızı bilemezdik. Çünkü ne yapacağı belli olmazdı. Sesi bir an fısıltıya dönüşürken, aniden yükselerek eşyaları bile olduğu yerden sarsardı. Sevgi ve ilgi görebilmek için parasını harcardı. Ama yalnızdı. Delirdikçe yalnızlaşır, yalnızlaştıkça delirirdi. Onu mutlu etmek imkânsızdı. Bir keresinde Türkan Şoray’a benzediğini söylemiştim de yine de memnuniyet görememiştim yüzünde.
Y kadın, renkli gözlerini iri iri açarak bakardı ve her zaman gülümserdi. Kızdığında bile bıyık altından bir tebessümün çizgileri yakalanırdı simasında. Kötülük yoktu içinde. Çok konuşurdu. Of hem de nasıl. Bütün kadınlar konuşmayı sever ama bu başka bir türlüydü! Öyle böyle değildi. Hiç susmasa yorulmazdı. Bıkmaz, usanmaz konuşur da konuşurdu. Bir de kimseye rahat vermezdi. Onu dinlemediğinizi alenen gösterecek hale gelseniz dahi, o yine konuşmayı sürdürürdü. Ne zaman gidecek diye birbirine bakardı yüzler. Gitmezdi bir türlü…
Şimdi ikisi de gitti…
X kadından kaçacak delik aradığım günleri bilirim. Y kadın bir gün, hiç de üstüne vazife olmayan bir konuda akıl vermeye kalkmıştı bana. Çok kızmıştım. Ona neydi ki! Kendi işi gücü yok muydu sanki? Ters cevap vermeme rağmen gülen gözlerini esirgemediğini hatırlıyorum. O gün onu son görüşümdü…
Nerden bilebilirdim ki…
İkisinden de hoşlanmadığım bu iki kadının da iyi yanlarının olabildiğini o zaman düşünemezdim. Ama şimdi sanki bir hüzün kaplıyor içimi… Keşke gitmeselerdi…
Asıl olan şudur ki, bugün sevmediğiniz, aynı ortamda bulunmayı istemediğiniz, sinirinize dokunan herhangi birini son görüşünüz olabilir.
Her görüşü sonmuş gibi ve her günü son günmüş gibi yaşamalı.
İşte bunu çok çok iyi anlamalıyız…
Yolculuk başlamadan önce…

2 yorum:

  1. Keşke farkında olabilsek uzun zannettiğimiz kısa ömrün ne zaman ve ne şekilde sonlanacağını... biliyoruz ki her canlı bazıları için düğün günü olan ölümü tadacak. kimseyi kırmadan tüm tanıdıklarımızı sevdiklerimizi veya sevmediklerimizi son görüşümüz gibi davranarak sonradan pişmanlık duymadan yaşayabilsek ne güzel olurdu ama sudan sebeplerden olmuyor işte , niçin bu kadar kin hırs birbirimizi yıpratmak kırmak bu dünya da neyi paylaşamıyoruz ki biliyoruz ki bu dünya kimseye kalmadı kalmayacak senin tarif ettiğin gibi hayatı son gün gibi yaşayarak bitirebilseydik keşke ..... Berrak hn. düşüncelerin anlaşılır yazılarına yansıması olayları farklı kalemin de su gibi akıyor, zaman içinde seni çok farklı yerlerde göreceğimden eminim sevgiye kalın

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yazdıklarımı sizin gibi kıymetlendiren okurlar sayesinde olacak, ben de inanıyorum... Hem katkınız hem de beğeniniz için çok teşekkür ederim, sevgiler...

      Sil