16 Şubat 2012 Perşembe

DEVRİ GEÇMEYECEK BÜYÜK BİR YAZAR: OSMAN AYSU

Eskiden yeniye doğru bir aktarım… Eski dediğime bakmayın, hala taptaze… Belki yıllanmış demek daha doğru olur onun birikimi için. Olgunlaşmış demek de mümkün ama çok zayıf bir ifade bu… Bugün ondan bana doğru akan duygu ile düşünceyi tarif etmek imkânsız. “Anlatılmaz yaşanır” denilen türden bir buluşma… Ben yine de deneyeceğim anlatmayı…
Her şeyden önce eski bir İstanbul beyefendisi…
Vakur duruşundan, ölçülü ve nezaketli konuşmalarından, etrafındaki her bireye kıymet göstererek yaklaşımından etkilenmemek mümkün değil. Ruhunun inceliğinin her tavrına yansımasının, sanatçı kişiliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Beni en çok şaşırtan yanı, karşısındaki kişiden bir ricada bulunmak için bile önce uzun ve övgü dolu sözcüklerle ona ulaşmaya çalışması… Öyle nazik ve yumuşak ki… Bu kadar sözün arkasından ne kadar küçük bir şey rica ettiğine inanamıyor insan. Ve seve seve yapıyor onun için. Hatta daha fazlasını yapmak istiyor.
Kendisi, her ne kadar kabul etmese de, bir devrin en önemli yazarlarından. Neden mi? Çünkü devri geçmiyor. Çünkü yazdıkları sıkmıyor. Belki de okunması için bir kaygı taşımadığı için. Öncelikle kendisi için yazdığını söylüyor. İyi ki de yazıyor. Birikimini, ustalığını ve belki de kapılarını hiç açmadığı duygu dünyasını başka nasıl aktarabilir ki? Okuyucularına, onu örnek alan yazar adaylarına, sanatseverlere… Daha güzel bir yol olabilir mi bunu aktarmak için?
Özeleştiri yapmak onun için çok doğal bir hareket… İşte size hayret verici bir özellik daha! Bu kadar başarılı, istikrarlı, becerikli bir yazar nasıl olur da inişli çıkışlı özelliklerini, çözümlenmeye yüz tutmuş yanlarını ve doğru bulmadığı detayları bu kadar açık yüreklilikle söyler? Söylüyor işte… Bu özelliği de kalitesinin ve oturaklı kişiliğinin bir parçası olmalı…
Mütevazılığın ötesinde bir sorgu ile kendi özüne yaklaşacak kadar kendini bilen birisi… Ama bence kendine haksızlık ediyor.
Onu tanıdıkça tanımak istiyor insan. Dinledikçe dinlemek istiyor. Sözcüklerini öyle özenli seçiyor ki… Bir insan hiç mi gereksiz bir laf etmez? Etmiyor işte… Her kurduğu cümle not alınacak ve öğreti haline getirilecek birer ders gibi. Hem de nesiller boyu…
Zamanının geçmekte olduğuna inandığı hissine kapıldım ben. Köşesine çekilip üretmenin onu bazı hayat belirtilerinden uzaklaştırdığını keşfetmekte sanki bu aralar… Onun görüşlerine sonsuz saygılıyım ancak, onun işine yarayacak ya da içine su serpecek bir şeyi ben bu yaşımda keşfetmiş olabilirim. Üretmek için önce soyutlanmak gerektiğini ısrarla savunabilirim. Gözlem yapmak için geri çekilmek, kalabalıktan uzaklaşmak gerektiğini… Sürüden ayrılmanın ayrıcalık getirdiğini… Ve ayrıcalıklı olmanın insanı yalnızlaştırdığını… Bu böyle süregelecek bir süreç. Acısız öğrenme, acısız sanat olmadığı gibi, acısız fikir üretmek de mümkün değil ki… Bu nedenle çekildiği köşede, sonsuz bir saygıyı ve önünde hürmetle eğilmeyi hak ediyor.
Polisiye filmleri ve romanları sevmezdim eskiden. Sayın Osman Aysu’nun kitaplarından birini elime alır almaz müptelası oldum. Daha üniversite yıllarındaydım o zaman. Peki, bendeki bu değişim kimin başarısıdır? Kesinlikle Osman Bey’in kaleminin…
Neden? Bir beğeniyi bir insanda oluşturmak için çok yönlü zengin olmak gerekir. Tabi ki para zenginliğinden bahsetmiyorum. Dolu olmak, donanımlı olmak, çok yöne hitap etmek… Nasıl yapıyor, nasıl kurguluyor ve yazıyor da bana polisiye roman okutmayı başarıyor? Bunun cevabını tam olarak bilemesem de birkaç fikrim var bu konuda. Ama işin gerçeği, Osman Bey’in sırrıdır…
Beni şaşırtan bir diğer şey de, sanki ilk defa bir okuru, bir hayranı onunla tanışıyor, ona iltifat ediyormuşçasına sevinmesi, özen göstermesi ve vakit ayırmasıydı. Görmüş geçirmişliğin, oturaklı ve kendinden emin kişiliğin bu kadarı…
Ona özgü bir başarı, bir ayrıcalık bu…
Kendisine de söylediğim gibi, kitaplarındaki ana karakteri öyle bir yaratıyor ve anlatıyor ki, romanı okuduğum sürece o karakter sanki evimizde ya da hayatımızda yaşıyormuş gibi, bana yakın biri oluveriyor. Roman bitince bir boşluk kalıyor o karakterden geriye. Her bir hikâyede aynen böyle. Tekrar tekrar…  Esrarengiz olaylar o karakterin güçlü anlatımının yanında ikinci planda kalıyor benim için. O karakterle özdeşleşir gibi değil de bir yolda beraber yürür gibi ona bağlanıyorsunuz. O yoluna gittikten sonra yeni bir karakterle birlikte olmak istiyorsunuz, işte böyle bir bağımlılık yaratıyor.  Sonra tabi yeni bir roman daha. Bir roman daha... Belki yazarken kendisi de böyle hissederek akışa kendini kaptırıyordur kim bilir…
Eğer onun hiçbir kitabını okumadıysanız, derhal alıp okumaya başlayarak hayatınızdaki eksikliği gidermelisiniz… Sizi bambaşka diyarlara sürükleyeceğinden emin olabilirsiniz…
Beğeniyi ifade etmenin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha anladım onun sayesinde. Eğer bir insan sizi mutlu ediyor, size bir şeyler katıyor ve hayatınızı olduğundan daha anlamlı bir hale sokuyorsa, ona bunu ifade etmekten daha önemli bir işiniz olmamalı. Çünkü bu oluşum, her iki tarafı da mutlu eden ve nerdeyse ayakta tutan bir şey…
Kendisine iltifat etmedim aslında, hayatımda olduğu için teşekkür ettim. Daha da uzun yıllar olmasını istediğimi gösterdim. Ne kadar kibar karşılarsa karşılasın, yüreğinde bir kuşun kanat çırptığına inanıyorum. Her sanatçı için böyledir. Her insan için böyledir…
Yol gösterişi içten, hareketleri incelikli, yaklaşımı insancıl… Sonsuz bir nezaket ve ağırbaşlılık barındırıyor. Çok da bakımlı ve yakışıklı gördüm kendisini. Şimdiki genç neslin erkeklerinde hiç de rastlayamadığımız kadar incelikli bir kişilik…
Kendisini tanımaktan çok gururlandım, onurlandım.
Sayın Osman Aysu, o kadar yaşlı değilsiniz ama yine de hayranlığımı göstermenin başka bir yolu yok sanırım. Varsa da ben henüz öğrenmedim. Kalem tutan değerli ellerinizden öperim.
Tüm yaratımlarınız ve inceliklerinizle hayatımıza daha uzun yıllar ışık tutmanız dileğiyle…

1 yorum:

  1. Osman Aysu Ağabeyimiz için yazdıklarınıza katılıyorum.Kendisinin her türlü övgüyü hak eden yazarlarımızdan biri olduğuna inanıyorum.Bir Osman Aysu Fanatikleri Grubu kurulamaz mı,diye düşündürttü beni yazdıklarınız.Türkiye'de herhangi bir yazarımız için sanal âlemde Fan Kulübü yok galiba;gerçi emin de değilim ama...Yazdığınız bu metnin başlığına DEVRİ GEÇMEYECEK BÜYÜK BİR YAZAR:OSMAN AYSU'yu uygun görmüşsünüz,alt başlık olarak da ben DEVRİ GEÇMEYECEK BİR BÜYÜK YAZAR: OSMAN AYSU'yu öneriyorum.Saygılarımla,

    YanıtlayınSil