17 Nisan 2012 Salı

KİTAP GİRDABIM


İçinde bulunmayı arzu ettiğiniz gerçekliği yaratabiliyorsunuz. Bunun en güzel kanıtlarından ya da örneklerinden birisiyim. Sevdiğimi söylediğim ne varsa bana doğru geliyor. Ve hoşlanmadıklarım birer birer uzaklaşıyor. Sanki sihirli bir değnek kontrol ediyor zevklerimi, beğenilerimi. “Sihir” diye adlandırdığımız olay ise zaten o kadar da ulaşılmaz ya da tuhaf değil…
Kitapları sevdiğimi söyledikten sonra, çevremden pek çok kişiden bu konuyla ilgili resim, hediye ya da nesneler aldım. Facebook duvarımda, orijinal kitaplık ya da kitaplıklı ev tasarımları paylaşıldı. Kitap ayraçları, okuma ışığı gibi ufak tefek ama okurken işime çok yarayan şirin nesneler hediye edildi. Bilgisayarımda ve albümlerimde eski zamanlarda çekilmiş kitaplı ya da kitaplıklı fotoğraflar bulmaya başladım. Çoğunu unutmuşum bile… Sevdiğim hayvanların bile kitapların yanında resimlerini çekmişim. 
Daha çok okuyan insanla bir araya gelmeye başladım. Ve okuduklarımı paylaşmaya… Bir de belki inanamayacaksınız ama etrafımdaki insanlar bile eskisinden daha çok okumaya başladılar.  
Tüm bunlar beni çok mutlu etti. Bir kitap girdabının ortasındayım. Bununla ilgili ne varsa kendime doğru çekiyorum. Müthiş bir sihir…
Kitapları sevdiğim doğrudur. Kitabı sevenleri de öyle. Ama kitabı sevmek yetmez. Okuduğundan nasibini alamayanlar hala çok gerideler benim gözümde…
Sadece “okudum” demek için okuyanlar,
Hiç bir şey öğrenmeden okuyanlar,
Entel görünmeye çalışmak için kitapları bir araç olarak kullananlar,
Okuyup da çok şey bildiğini sanarak karşımda böbürlenenler, bilgiçlik taslayanlar,
Sadece popüler birkaç yazarı takip edip de kendini okuyan kitleden sayanlar,
Hiç kusura bakmayın sadece okumakla adam olunmaz…
Okumak, anlamayı ve içselleştirmeyi gerektirir.

İslam dünyasının büyük şair ve yazarlarından Sadi Şirazi'nin, "Ne kadar okursan oku, bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir" şeklinde anlamlı bir sözü vardır. Pek çok şeyi özetliyor aslında...
Çeşitli konularda okuyan insanları dinlemeyi severim ben. İlgimi çekmediği için veya zamanımın yetmediği için okuyamadığım konularda onlardan dinlemeyi severim. Geçenlerde sevdiğim bir arkadaşım tarih kitaplarının çok ilgisini çektiğini söyledi. 4–5 yıldır tanışıyoruz ama bu yönünü hiç bilmiyordum. Duyunca çok hoşuma gitti. Onunla aynı şekilde tarihe ilgisi olan biriyle tanışmış. Bu tanıştığı kişi onunla ilgilenmiş.
“Kusura bakma da, bu doğal bir şey zaten. Pek de marifet değil” diye düşüncemi belirttim affına sığınarak.
Evet, doğal olan bu zaten… Ama büyük bir şey değil. Herkes ilgisini çeken konuyla ilgilenir. Oysa ben onun tarihe olan ilgisini öğrendiğim anda, tarih ilgimi çekmediği halde, müthiş bir saygı duydum kendisine. Esas makbul olan benim hareketim. Çünkü farklı olana saygıyı içeriyor. Okumanın böyle bazı incelikleri olmalı…
O gün arkadaşımı yarım saat kadar dinledim. İnsanların farklı yönlerini ve ilgilerini keşfetmenin tadına vardım. Bildiklerini benimle paylaşması çok güzeldi. Bir aradayken, onun bunun hayatını, ne yaptığını, ne dediğini konuşmaktansa, böyle bir paylaşım ne kadar değerli…
Zaten hayatımda olan bir insanı yeniden kazanmış gibiydim. Hatta yepyeni birini tanımış gibiydim.
Kitaplar ve kitaplarla ilgili paylaşımlar ufkumuzu açmalı bana göre. Yoksa karşınıza geçip de “ben okudum, ben bilirim” havalarında gezinen birinin bu tavrı gayet sinir bozucu olabiliyor. Sanki bir tek sen okuyorsun dünyada??
Kimi insanlar vardır bırakın öyle çok okumayı, okul tahsilini bile fazla ilerletememiştir. Ama ağzını açıp bir konuşmaya başlar… Hayatın kitabını yazacak kadar çok şey biliyordur. Önünde saygıyla eğilmek gerekir…
Gerçek okuyucu, kaliteli okuyucu kimseyi küçük görmemeli… Okuyanı da, okumayanı da. Zaten her türlü insandan öğreneceğiniz bir şey vardır mutlaka. Kitaplarımdan öğrendiğim en değerli bilgilerden biri budur…
Kitap girdabıma doğru çektiğim gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme