11 Nisan 2012 Çarşamba

BİR MİKTAR TAZE KAN


Kış uykusundan uyanmak gibi bir şeydi. Yıllarca süregelmesine izin verdiği yas sürecine sıkı sıkıya tutunmuşken, iğne batmış gibi olduğu yerde sıçradığını hissetti orta yaşlardaki kadın. Artık bir şeyler değişmeliydi. Kara günler sona ermeliydi. Ölmemiş olduğuna göre, bu kadar zamandır yaşam belirtisi göstermeden içine kapanmaya bir son vermenin zamanı gelmişti. Hayat devam ediyordu…
Toprağa ardı ardına verdiği, bir değil iki önemli kişiydi onun için. Aynı anda bir yerine iki acı… Kendini sorgulamaktan, azapların ve pişmanlıklarının ağırlığında ezilmekten yorgun düşmüştü. Önceleri ölenle ölmüş olduğunu sanıyordu. Lakin artık dışarıda bir şeylerin kıpırdandığını algılıyordu. Hayat onu çağırıyordu…
Olan olmuştu. Geçmişte olanlara canlı canlı gömülmenin faydası yoktu. Arka arkaya eşini ve oğullarından birini kaybetmiş olan kadın, artık silkelenmenin zamanı geldiğini anlamıştı. Bir yerden başlamak gerekiyordu. Ama nereden?
Önce evden dışarıya çıkması gerektiğini düşündü. Yapılması gereken bir sürü iş onu bekliyordu. Aylardır parasını ödediği halde kullanmadığı üyelikler vardı. Saçlarının dip boyaları çoktan gelmişti. Ders almaya başlayıp da sonra yarım bıraktığı sürücülük kursu ile kapıda bekleyen sahipsiz bir araba… Hayatına bir ışık gibi doğmuş olan torununun sevgi ve ilgi bekleyen varlığı… Daha bir sürü şey… Onu bekliyordu.
Tüm bunlara rağmen yeniden başlamak zor geliyordu işte… Ruhu uyuşmuş gibiydi. Bir zamanların sosyal, başarılı ve parmakla gösterilecek kadar kaliteli kadınlarından biriydi. Şimdi içinde kaybolduğu dipsiz kuyudan çıkmanın yollarını arıyordu. Kim elinden tutacaktı? Kim ona destek olacaktı? Ellerini ve yüreğini bomboş hissetmenin ne demek olduğunu bilmeyen insanlar mı?
İnsan içine çıkmaya başlaması gerekiyordu. Telefonla birkaç arkadaşını arayarak onlarla randevulaştıktan sonra, aylardır uğramadığı spor kulübüne gitmek için hazırlanmaya başladı. Çantayı kaptığı gibi aceleyle evden dışarı çıktı. Müthiş bir gayret harcıyordu gitmek için. Acele etmezse her an vazgeçebilirdi. Ayakları geri geri de gitse zorlayacaktı kendini. Başka çaresi yoktu.
Kulüpte tanıdığı pek fazla insan yoktu. Hayatta olan oğlu işlerinin yoğunluğundan dolayı haftada bir kere bile gelmekte zorlanıyordu. Neyse ki bugün orada olacaktı. O kadar insanın arasında ne yapacağını bilmeden boş boş dolaşmak istemiyordu. Aslında oğlu da kendi halinde zaman geçirecekti ama yine de tanıdık bir yüzdü işte.
Oğlu ile karşılaşmayı ve birkaç laf etmeyi beklerken, hiç de ummadığı bir şey oldu. Genç ve güzelce bir hanım yanına yaklaşarak ona kendisini tanıttı. Ölmüş olan eşinin okuldaki öğrencilerinden biri işte karşısında duruyordu. Şaşkınlığın mı yoksa buruk bir sevincin mi ağır bastığını anlayamadı…
Bu tesadüf, kaderin bir oyunu, belki de güzel bir cilvesi olmalıydı. Samimiyetle el sıkışıp konuşmaya başladılar.
“Sizi izliyordum, resimlerinizden tanıdım ama emin olamadım önce” diye konuya girdi karşısında içtenlikle gülümseyen genç bayan. “Sizinle tanışmayı çok istiyordum, eşiniz çok sevdiğimiz bir hocamızdı” diye devam etti. “Aramızda olmadığı için çok üzgünüm ama sizi gördüğüme de bir o kadar mutlu oldum”.
Yılların yasını tutmaktan olumsuz duygulara tutunmaya alışmış olan kadın, kendine gelmeye başladığını hissetti. Ne kadar güzel cümleler duyuyordu! Sanki bir miktar taze kan vücuduna enjekte edilmeye başlamıştı. Gülümseyerek, ama gerçekten gülümseyerek kibarca teşekkür etti. “Ben de yeni yeni açılmaya başladım. Daha tam olarak kendime gelemedim” dedi. Boynunu bükerek ama bir yandan da metanetini korumaya çalışarak, “Dün eşimin doğum günüydü, baya içlendim. Kendimi toparlamaya çalışıyorum” diye devam etti.
Hayat dolu sesin sahibinden, “Hocamız çok özel bir insandı, Allah size sabırlar versin” diye bir karşılık geldi.
Yaralı kadın şimdi o kara günlerin geride kalacağına inanmayı istiyor, biraz daha iyi hissediyor ve bu eski öğrencinin gülen gözlerinde yeni bir umudu yakalıyordu. Onu böyle bir günde karşısına çıkaran özel bir güç olmalıydı. O güce içinden binlerce teşekkür etti.
“Siz de çok özel bir insan olmalısınız, çünkü özel insanların kıymetini de yine özel insanlar bilirler. Beni çok mutlu ettiniz, teşekkür ederim” derken sanki o değil başkası konuşuyordu. Karmaşık duygular içindeydi. Başka bir boyuta geçmiş gibiydi. Sanki o gücünü toplayıp hayata dönmeye karar verdiği andan itibaren tüm dünya harekete geçmişti.
Gözleri buğulanarak karşısındaki eski öğrenciye minnetle baktı. Bu buluşma gerçekten ince ince hesaplanmıştı. Aksi halde bu kadar nazik, bu kadar kıymet bilen ve pozitif enerjiyle yüklü bu genç hanım şu anda burada olur muydu?
Yaşından olgunca konuşan bu genç hanım ona spor kulübüne ilişkin bilgi ve tavsiyeler de verdi. İhtiyaç duyarsa kendisine yardımcı olabileceğini ekledi. Eski bir üye olduğu belli oluyordu. Nazikçe izin isteyerek ve iyi dileklerini sunarak yanından ayrıldı.
Şimdi her şey daha farklıydı. “İyi ki çıkmışım evden” diye düşündü orta yaşlardaki hüzünlü kadın. Ama artık hüzünden ziyade yeni bir yaşam enerjisiyle buluşmakta olan ruh halini fark ediyordu. Kafasında yeni planlar kurmaya başladı. Spor yaparak vücudunu saran kilolardan kurtulacak, torununa daha çok vakit ayıracak, sosyal çevresine geri dönecekti. Tatile çıkmalıydı belki de. Şimdiye kadar tatili bile kendine çok görmüştü. Ne büyük hataymış diye geçirdi aklından…
Hayat yeniden başlıyordu. Tüm bahtsızlıklara, ayrılıklara ve acılara rağmen. Bir zamanlar eşinin de dediği gibi, hayat devam ediyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme