4 Nisan 2014 Cuma

PESİMİSTLER BURAYA

Ne de olsa kara bulutlar, beyazlara göre daha tutucu… İnsanı çeken, merak uyandıran, türlü senaryolar üretmeye sürükleyen bir dipsizliği var. Beyaz bulutlara bakarak gevşerken sadece hayallere dalabilirsiniz. Oysa rengi gibi enerjisi de kararmış tüm atmosferler insanı korkuya; korkudan mütevellit tedbirler almaya; ışığa gidecek yollar üretmeye; tökezledikçe daha çok düşünmeye neden olur. Savunmadayken dipdiri kalışımız bu yüzden olmalı… Ve rahatken yayılmak içten bile değil…
Kahır verici her şeye bağlılık, ölümü de beraberinde getirmesine rağmen yaygın. Bu bir tür hastalık olmalı… Kararmak, dibi boylamak kaçışı olmayan ve sonu gelmeyen felaketlerdir. Eğer silkinmezseniz…
Karamsarlığın genetik olarak geçtiğini söyleyen araştırmalar mevcut. Ben bunu öğrendikten sonra biraz rahatlamıştım. Uzun zamandır çözümlemeye çalıştığım, bünyemde içimi deşerek dolaşan karartılar, demek genlerle geçmiş… Ne kadar şansı olabilir ki böyle birinin? Yeni bir hayata mı başlıyorsunuz yoksa soyunuzunkini devir mi alıyorsunuz belli değil…
“Her sabah bu kodlarla kalkarsın” demişti bir uzman. “SEN BUSUN” diye yüzümü tokatlarcasına gerçeği söylemişti. Ama kendimi geliştirirken harcamaya alıştığım enerji işe yarıyormuş. Değişime açılırken, hatalı kısmı kabullenme büyüklüğünü gösterdikten sonra şansım var demek ki… Çözüm basit: her sabah kendini yeniden tanımlamak.
Ee hani kendimizi olduğu gibi kabul edecektik???
Kişisel gelişim sektörünün tutarsızlıklarından biri işte…
Yine iş başa düştü anlaşılan. Yaratıcılığı tetiklemesine, farklılıkları sıfıra indirgeyip insanları birleştirmesine rağmen, bu kara bulutların dağıtılması gerek bir şekilde…
O kadar insan öldü, haksızlığa uğradı, değerler yok pahasına satılırken elde avuçta ne varsa paraya çevrildi. Pislikler yüzsüzce inkâr edildi, türlü dolaplar çevrildi. Cehalet diz boyu… Koyunlaşmış kafa yapıları nereye çekilse oraya gidiyor. Bir cehennem ateşi yanıyor yeryüzünde cayır cayır… Yalan dolan ile talan edilmiş bütün erdem kaleleri… At gözlükleri dağıtılıyor her gün bedavaya… Hatta kör gözlükleri diyorum ben onlara! Sütü bozulmuş, kanı donmuş, yüreği kaybolmuş yaratıkların cirit attığı sahipsiz meydanlar… Şeytan bile kenara çekilmiş öylece izliyor, işlerini bölüştürmüş ya kendisi sefa sürüyor…
Haydi, gel de düzelt şimdi bir şeyleri…
Ne kadar zor görünüyor değil mi?
Neyle uğraşırsanız onu öğrenir, neye vakit ayırırsanız onu pekiştirirsiniz.
Mutlaka kıyıda köşede temiz kalmış bir şeyler olmalı. Şimdi bunları dert edinen bizler varız en önemlisi... Yetmez mi?
Şu öğrenilmiş çaresizliğin tanısını koydu psikologlar da, çözümünü bir türlü açıklamadılar. Kendileri de bilmiyorlar belki. İlaç, terapi, hipnoz? Hiçbiri çözmüyor işte…
Öğrenilmiş çareler üretmediğimiz sürece, çaremize sıkı sıkı sarılıp sahiplenmedikçe olmayacak bu iş. Her aksilikte dağılıyoruz…
Ucundan sıkıca tutup büyütmeli doğruları…
Kötüdeki motivasyon ve özgüven bizde olsaydı neler başarırdık… Yüzsüzce ortaya sundukları BEN duygusu öyle kırılgan ki aslında… Yalnız en büyük eksiğimiz şudur ki; çok değerli olan BİZ olmayı beceremiyoruz.
Valla ben başlıyorum artık, iyinin bir ucundan tutmaya… Kimseyi tedavi etmekle de uğraşamayacağım artık. İyi projeler peşinde yorulacağım. Dünya yüzde yüz temizlenmeyecek belki… Ama bir yerden başlayıp BEYAZı büyüteceğim. Ama öyle ama böyle yok. Genlermiş, kadermiş, cehennemmiş beni durduramaz.
Yetti artık, içim daraldı.
Kötümserlik kolay iş.
Zor olan iyimserlik. Hâlbuki tam tersi akla yatkın gibidir. Yanıltıcı işte…
Şu hayatta hiçbir şey göründüğü gibi değil.
Bir anda bütün evreni düzeltemezsiniz. Ama yeni yarattığınız bir şeyi özel kılabilirsiniz, yaratırken güzele, doğruya programlayabilirsiniz.
Bir yürüyüşe çıktığınızda bile yürüdüğünüz yol dümdüz mü?
Kaldırım, taş, çakıl, yokuş, çamur yok mu?
Vazgeçiyor musunuz yürümekten? Yoksa ona göre ayakkabılar giyip ona göre yürüme temponuzu mu ayarlıyorsunuz?
Kötüyle savaşmak değil, iyiyi çoğaltmak yolu mümkün.
Ben hiç kötümserlik genimle uğraşıyor muyum?
Elimizde ne varsa onunla inşa edeceğiz artık hayalimizi.
Durmak yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme