29 Nisan 2014 Salı

BALABAN – GÖNÜLLERİN GALİBİ

Hayatın karmaşalarını çekilebilir kılan bazı düşünceler, felsefe ve sanat gibi ideolojiler ve bir takım insanlar vardır. Düşünceler iyileşmemize, alternatif bilimler ayakta kalmamıza ve o özel insanlar var oluşumuzu sorgulayıp kendimizi yeniden yapılandırmamıza olanak sağlarlar. Argo tabir ile “ot gibi” yaşamaktan kurtulmuş, kendini keşfederek var etmiş, yaşam amacını ve insanlara ışık tutmanın bir yolunu bulmuş insanları tanımak ufkumuzu alabildiğine genişletir.
Bir insanı beğenmek ya da takdir etmek için aynı yolun yolcusu olmanız gerekmez. Aynı işi yapmak, ortak ya da yandaş olmak da gerekmez. Türlü türlü insanları çeşitli yönleriyle tanımak, bizi tekdüzelikten kurtarırken hiç aklımıza gelmeyen faydalar bile sağlayabilir. Örneğin ben edebiyatla ilgilendiğim için, başka konulara ve insanlara kendimi kapatırsam ben kaybederim.
Ertan Balaban, inandığı ve sevdiği işin peşinden gitme şansını elde etmiş ve başarıyı yakalamış bir sporcu ve dövüş ustasıdır. Onu şanslı saymamın nedeni, yeryüzünde istemediği işi yapmak durumunda olan pek çok insanın bulunmasıdır. Şu da bir gerçektir ki mutsuz olduğu halde başka bir yol denemeye yanaşmayan, uyuşmuş veya uyutulmuş insanlar da kendi kaderlerini çizmektedir.
Kendisini yakından tanımasam da, bulunduğu ortamlara yakınlığım sayesinde pozitif enerjisini hissedebiliyor, insani yanlarını gözlemleyebiliyorum. Bir kere, dövüş sporlarıyla gerçek anlamda uğraşanların eriştiği dinginlik, şiddetten arınmışlık ve kendiyle barışıklığa sahip oluşuna dikkat çekmek lazım. Dövüşe ilgi duyanların şiddet yanlısı olduğu gibi yanlış bir inanış var insanlarımızda… Onunla konuştuğunuzda, dövüş felsefesi ve hayata bakışını anlattığı derslerine girdiğinizde ve öğretmekte olduğu becerilere yıllarca çalışarak sabırla ulaştığını kavradığınızda bunu daha iyi anlayabilirsiniz.
Bizde iş para için, hobi ise vakit doldurmak için yapılır nedense… Oysa Konfiçyüs demiştir ki;
 “Sevdiğiniz işi yaparsanız bir gün bile çalışmış olmazsınız.”
Ertan Hoca, sevdiği işle uğraşmayı seçtiği için çalışmaktan yaka silkmeyen, gelişim ve yeniliğe açık olan, kendisini mutlu ve doyumlu hisseden, dolayısıyla çevresindeki insanlarla da olumlu ilişkiler kurabilen, etrafında çok sevilen ve hayranlıkla izlenen bir insan…
Yaptığı işin, benim çok önem verdiğim bir yanı da insanlara faydalı ve gerekli olan yüce bir amacı barındırıyor olması… Sağlıklı bir bedene sahip olurken, kendini koruma, uyum ve sabır gibi erdemler kazanmayı da hedefleyen bir spor dalı, herkesin bilmesi ve yapması gerekirken tamamen ihmal edilenlerden biri.
Bir insan başarıya ulaştığında, ondan beklentiler de artar kıskananları da… Oysa her başarının bir arka planı ve zorluklar zinciri vardır. Büyük bir emek, çalışma ve iradenin sonucunda gelinmiş olan o noktaya saygı duymak gerekir.
Ülkemizde “Jiu-Jitsu” sporunda ilkleri başarmış olan Ertan Balaban kişiliği ve yaşam tarzı ile de örnek teşkil edenlerden.
Ben ise kendisini eşim sayesinde tanımış olup, uzaktan takip ederek sevenlerdenim.
Geçtiğimiz yıl, sonucuna odaklanmayı hiç düşünmediğim dünya çapında bir maçı vardı. Haftalar öncesinden itibaren taraftarlarından, hayranlarından ve çalışma arkadaşlarından motive edici mesajlar ve destek alıyordu. Büyük bir disiplin ve emek harcayarak hazırlandığı maçı coşku ve heyecanla karşıladı. Herkes maçta alacağı galibiyete yoğunlaşırken, benim aklımdan geçen, onun sonuca ve skora bağımlı olmaksızın gönüllerin daimi galibi olduğuydu. Sporun amacı galibiyet kazanmak değilken, insanların bu yanılgıya düşerek girdiği türlü türlü çirkin halleri de ayrıca gelişmemişlik göstergesi olarak yorumluyorum. Yoğun duygularla bağlı olduğum futbol kulübüm için de her zaman aynı şeyi hisseder ve söylerim. Galibiyet veya mağlubiyete bağlı değildir benim inancım ve takım aşkım.
Maçın sonucu beklenildiği gibi olmamıştı. Ama o değerinden hiç bir şey kaybetmediği gibi, skorsal olarak galibiyet elde etmediği bir maça damgasını vuracak sürprizi çok önceden hazırlamıştı. Kalbinin sahibinin önünde diz çöküşüyle, onu yenen rakibinden çok daha fazla hatırlanacağına eminiz.
Eğer sadece başarıyı veya ünü yakalamış biri iseniz, zafer ya da yenilgi bazında değerlendirilirsiniz. Ama Ertan Balaban gibi örnek bir kişilik sergilerken insanlara sevgi, saygı ve paylaşımı da işinize kattıysanız her zaman gönüllerin galibi olursunuz. Kendisi de ömür boyu gönüllerin galibiyetini kazanmış bir sporcudur. Herkesin başaramadığı da işte budur.
Nice başarılara imza atması ve kendisi gibi şahane sporcular yetiştirmesi dileğiyle…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme