5 Mart 2013 Salı

AŞK İLE ARABESK


Geçtiğimiz aylarda bir şiir yarışmasına katılmayı düşünmüştüm. Daha önce hiç şiir yayınlamadığım için, önden bir deneme yapmayı istedim. Nasıl karşılanacağını, gelecek yorum ve eleştirileri görmek üzere eski şiirlerimden birini bloğa koyarak pusuya yatarcasına beklemeye başladım. Yazım konusu “aşk” olunca, etkileşimler de sıradan olmadı tabi…
Beğenisini dile getirip kenara çekilenler olduğu gibi umduğumdan uç noktalarda yorumlayanlar oldu. Hem de en yakınlarımdaki kimselerden… Öncelikle herkesin algılayışı farklıydı. “Aşk” duygusunu bana konduramayıp da aile ilişkilerine yoranlar ya da arada dargınlıklar yaşanan kişiye ithaf edildiğini düşünenler vardı…
Tabi, evliyseniz genel bakışla aşk duygusundan çoktan uzaklaşmış olmanız gerekir. Evli olduğunuz kişiye aşk, özlem, tutku gibi yakıcı duygular besleyemezsiniz. Ama sitem, kırgınlık, serzeniş ya da çağrıda bulunma daha makul karşılanabilecek ve size yakıştırılabilecek hislerdir. Evli olduğunuz için… Ve fakat şiirde hepsi mevcutsa, yorumlar size ulaşana kadar kafalar karışmıştır bile…
Eskiden yazılıp rafa kaldırılanlardan biri olduğunu söylediğinizde ortam durulmuş gibidir…
Aşk, kadın ile erkek arasında olmakla sınırlanamayacak kadar muazzam bir olay… Sadece karşı cinse ve şu anda duymak zorunda değilim ki… Hem biraz da merak uyandırmanın iyi olduğunu savunabilirim. Her şeyin muhasebesini yapmak şu hayatta bizi yoran angaryalardan biriyken, hele ki aşkın muhasebesini yapmak, hesabını vermek gereksiz gibi…
İmaj herkes için çok önemli… Şiirin içinde geçen bir kelime her şeyi allak bullak edebiliyormuş meğer. Tavrıma, tarzıma ya da kaliteme yakışmayacağı için gizli bir şaşkınlıkla ve iyiliğimi düşündükleri imasıyla şiiri kaldırmamı önerdiklerinde şöyle bir düşünmeye başladım.
Aslında nabız ölçmek olan amacıma ulaştığımı sanıyorum. Akıl süzgecinden geçirerek bir karar verdim ama onların takılı kaldığı kelimede ben de kaldım; ARABESK…
Benim için fazla arabesk kaçan ifadeler varmış söylediklerine göre… Önce beni destekleyen birkaç hemcinsime dönüp baktım. Bana çekinerek söylenen bu eleştiriyi ciddi ciddi düşünüyordum. Ama fazla düşünmeden benim de onlara yorumum şu oldu:
“Siz hiç âşık olmamışsınız!”
Aşk kalıplara sığmayıp insana her şeyi yaptırabilecek bir duygu… Ve benim yazdıklarım değil, aşkın kendisi arabesk… Doğası gereği öyle bir yapısı var işte, elde değil… Aşkın ifade edilişinde neler söylenmez ve yazılmaz ki… Yaşayan bilir yaşayan…
O öneriyi kulak arkası etmedim çünkü içime bir kurt düştü. Aşkı anlatmayı başka bir yer ve daha uygun bir zamana bıraktım. Nasıl olsa bu da aşkın ifadesinin bir yolu… Bir yolunu bulup su üstüne çıktı işte burada…
Eleştiri sahipleri yanlış anlamasınlar, onları dinlediğime göre bir saygı da duyuyorum herhalde kendilerine… Diğer yandan aşk ve aşkın arabesk yapısı daha çok insana ulaşmayı sağlayabilir yine de… Esas düşüncem budur. Geçtiğimiz gün rahmetli olan Müslüm Gürses de böyleydi bence… Gitgide değeri daha fazla anlaşılan bu iyi yürekli sanatçıyı Allah rahmet eylesin...
Yine söylüyorum, kelimeler veya yazış tarzı değil, aşkın kendisidir arabesk olan; yaşayanı söyleten. Çünkü aşk; makul sınırlar içinde var olabilen düzenli veya düzgün bir etkinlik değil, ne zaman ne getireceği belli olmayan bir oyundur aslında… Ne kadar süreceği, hangi tarafın kazanacağı ya da kaybedeceği, insanı ne hale getireceği belli olmayan…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme