20 Mart 2013 Çarşamba

KAZA SONRASI MEDENİYET


Sabah kalkarken ya da evden çıkarken, nelerle karşılaşabileceğinizi kestiremiyorsunuz. Niyetiniz güzel şeyler yaşamak olsa da, kötü sürprizler ya da şoklar bekleyebiliyor önünüzde uzanan yolda… Öyle sağ ayakla basmak, dua okumak bile koruyamıyor bazen insanı. Belki de başka bir dileğinizin uzantısına maruz kalıyorsunuz. Yeni bir ders öğrenmeniz gerekiyor ya da bir yere gitmemeniz…
Bir çarpışma sesi kulaklarda yankılanırken, insan kitaplardan, kişisel gelişim seminerlerinden ve pek çok yaklaşım türünden öğrendiklerini unutuveriyor… Bilinç ve akıl, şok yaşarken devre dışı kaldığı için… Birkaç saniyeliğine ya da bir kaç dakikalığına bütün bildiklerinizi unutup öz güdülerinize dönebiliyorsunuz… Hayatta kalma, kendini koruma ve savunma gibi…
El frenini çekmeyi ve dörtlüleri yakıp kontağı kapatmayı unutmayacak kadar aklım yerinde… Ancak karşımdaki çok başka hallerde…
Benim yaşlarımda bir kadın arabasından inip de birbirimize doğru yürüyorken, panikle karışık bir öfke sarıyor beni… “Ne yapıyorsunuz hanımefendi! Neden frene basmadınız?” cümleleri hiddetle çıkıveriyor ağzımdan…
Genç kadını esir almış olan şokun bendekinden çok daha fazla olduğunu fark etmekte gecikmiyor, bu vesileyle sakinleşme sürecine girmeye başlıyorum. Sakinleştikçe akıl fikir yerine geliyor.
“Görmedim, nasıl oldu bilmiyorum” diyor titreyen bir ses… O sırada yakınında olduğumuz taksi durağından bir şoför, Türk usulünce yardım kılıfına gizlenmiş işgüzarlık ve bilgeliğini taslayarak yanımıza geliyor ve kendini olaya dâhil ediyor bile… Şimdi şöyle olur böyle yapmalı diye konuşmaya başlıyor. Ben bir telefon etmek üzere arabaya biniyorum. Aradığım hiç kimseye ulaşamıyorum, belli ki bu olayı kendim çözeceğim.
Diğer kadın da telefona sarılırken bir sigara yakmakta gecikmiyor. Sigara kullananların her halükarda ondan güç almak için bir bahane yaratışlarıyla dumanı derin derin içine çekiyor. Dörtlüleri yanıyor ama hala kapısı açık, araba yan duruyor. Taksici sağa çekmemizi önerdikten sonra kendisiyle konuşmaya gönüllü olmayışımızdan olsa gerek, yanımızdan uzaklaşıyor.
Kadın kafasını evet anlamında sallayarak arabaya biniyor ama yaşadığı paniğin etkisiyle kaldırıma yanaşırken birkaç küçük şanssızlık daha yaşıyor. Taksicilerin “hop hoooop abla” diye seslenişlerini duyuyoruz. Ben gitgide sakinleşiyorum ve onun arkasından kaldırıma yanaşıyorum.
Kadın geri geldiğinde özür dileyerek numarasını verip ne gerekiyorsa yapacağını söylüyor. Ben de ilk başta çıkıştığım için özür diliyorum. Ortamı biraz yumuşatabileceğini umarak “ taksicilerin de diline düştük, artık söyleyip dururlar bu kadınlar araba kullanmayı beceremiyor, kaza olunca da ellerli ayaklarına dolanıyor diye” diyorum.
“Hiç umurumda değil, ne derlerse desinler” diye bir karşılık geliyor.
“Siz de biraz frene bassaydınız, kurtarıverecektik” deyip gülümsüyorum.
O da gülümsemek istiyor ama hala kendinde değil…
İstanbul’da her gün pek çok kaza oluyor. Başımıza gelen bu olayın ciddi bir hasar veya can kaybıyla sonuçlanmadığına şükretmeliydik. İki tarafın da medeni davranış sergilemesi, daha da iyisi olayı bir ego kavgasına çevirmeyecek kadar olgunluk gösterişine yine şükretmeliydik.
Ben kendi adıma, karşımdakinin bir kadın olduğuna ve karşıtlık durumuna geçmektense gerekli çözüme birlikte ulaşacak kadar insancıl davranabilmemize sevinmiştim.
Görünüşe göre suçun çoğu ondaydı ve bunu kabul ediyordu. Yine de gözümden kaçan küçük de olsa bir hatam olabileceğini düşünerek özür diledim. İnsanlık hali bu… Hepimizin başına gelebilir…
Diğer kazazedenin, yakınlardan geçmekte olan arkadaşının yanımıza gelerek gerekli belgeleri doldurmamıza yardımcı olması bile, biz iki kadının işini kolaylaştıran büyük bir şans oldu… Neredeyse dost olduk… Ayrılırken el sıkışarak birbirimize geçmiş olsun diledik. Ona, “bu olayı ve korkuyu yaşadığınız için sakın vazgeçmeyin araba kullanmaktan” dedim. Bunlar ikimize de ders ve tecrübe olsun…
Ortada bir kaza vardı, kabul.
Ama kavga, küfür, öfke ve zıtlık yoktu. Suçlama yoktu. Olgunluk ve alttan alma vardı.
İnsanlık vardı.
Hayatta en çok aradığım şeyin bu olduğunu varsayarsam, neredeyse bu olayı yaşadığıma sevinecektim. Kötü gibi görünen bir olay aslında iyi bir insanla tanışarak kazançlı çıkmama vesile olmuştu.
Her şeye rağmen insan gibi yaşamayı ve birbirimize insancıl yaklaşmayı becerebiliyorsak gerisi boş ve önemsiz…
Arabalar geçici, olaylar geçici, şehirler ve hayatlar bile geçici…
Geriye ne kalıyor? Yüreğinizde iyi bir his bırakacak her şey…
Her şeyden önce insanız.
Özellikle kadınlara son bir tavsiye, birbirini ezmek yerine birlikte hareket edebilmeyi başarabilirseniz, halden anlayarak birbirinize anlayış ve düşünceyle yaklaşabilirseniz iki taraf da kazançlı çıkacaktır…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme