2 Mayıs 2012 Çarşamba

KADIN KOKUSU

Bazen bir filmi izlemeye bir türlü vakit bulamazsınız. Aradan yıllar geçer. Hep akla gelir ama vakit yaratıp da izlemek mümkün olmaz işte. Başka filmler vizyona girer. İş, güç, gürültü, kalabalık, hayat-memat meseleleri derken zaman geçip gitmiştir. Belki de onu izlemenin zamanı gelmemiştir. Öyle bir şeylerle aynı vakitlerde denk gelmelidir ki, filmin size kattıkları anlam bulabilsin…
Ve bazı filmler birkaç kere izlendiğinde ancak anlaşılır. Aynı kitaplar gibi… Neyse ki ilk fırsatımı geç de olsa yaratarak Kadın Kokusu’nu izledim sonunda. İlk kez… Ama son kez değil…
Al Pacino’ya bir kere daha hayran oldum. Oyunculuk ciddi bir iş... Rolünün hakkını verebilen ve rol içinde rol yapma ustalığını gösterebilen nadir yeteneklerden biri Al Pacino…
Tekrar izleyeceğim. Tekrar ve sindire sindire… Keyfine vara vara… En çok da Al Pacino’ nun müthiş ve tartışılmaz oyunculuğunu…
Bu filmin bana hatırlattığı ve öğrettiği çok şey oldu.
İnsanın içinde istek olduktan sonra hiçbir şey için geç değilmiş meğer. Çok önemli olduğunu düşündüğümüz şeyleri kaybettikten sonra bile…
Hayatın tüm çirkinliklerine ve bazı insanların mide bulandırıcılıklarına karşın, tertemiz ve saf yürekli kişilikler yetiştirilebilir. Büyük fırsatların içinde ya da zorlukların tam ortasında yapılabilir bu.
Sert mizaç, kötülük demek değildir her zaman. Ayıp değildir. Kırıcı değildir. Dürüst ve doğal bir tepkidir bazen. Bazen de korkuları gizlemek için arkasına sığınılan bir maske gibidir.
İnsanın en yakınları ona yabancılaştığı anda, gerçek bir yabancı da en yakını olabilir. En yakınından bile daha yakın olup onu herkesten fazla düşünebilir. Sevebilir.
Yardım etmenin bin bir türlü yolu bulunabilir.
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Hem de hiçbir şey… Öfkeler, ihanetler, kusurlar, eksiklikler, gerilikler… Hiçbiri göründüğü kadar basit değildir.
Ve kadın…
Kadın, kıymeti bilinmesi icap eden bir mücevher gibidir. Eksikliği ölüm gibidir. Kadınsızlık yalnızlıktır. Kadınsızlık, kolsuz kanatsızlıktır. Kadını yanında hissedebilmek, kokusunu duyabilmek hayattır.
Kadının kıymetini bilmek için onun ruhunu anlayabilmek gerekir. Ve kadını gözle görmeden bile sıcaklığını, yumuşaklığını, güzelliğini anlayabilmek mümkündür. Kadınları anlayıp onlara hitap edebilen erkekler, hiç de ummadıklarımızdır. Zengin, yakışıklı, varlıklı, mevkili, popüler ya da bakımlı olması bir kadını tavlayabileceği manasına gelmez. Kadınlara hitap edebilen erkekler çoğu zaman onların ruhunu çözümleyip onların varlığına gerçekten değer verebilenlerdir.
Kadınlara hem kadın gözüyle hem de erkek gözüyle bakabilmem bir avantaj benim için. Bunu burcumun özelliğinden ya da geliştirdiğim empati yeteneğinden dolayı yapıyor olabilirim. Ya da başka bir şeyden dolayı… Ama sonuçta kadın denen varlığı tüm duyular aracılığıyla algılamanın, onun kalbine giden yol olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Kadın, çok yönlü vericilik taşıdığı için, onu çok yönlü anlamak gerekir…
Kadın için daha pek çok sanat eserleri yaratılacaktır. Filmler, şarkılar, kitaplar…
Bir arkadaşım erkek arkadaşını gözü kapalı tanıyabileceğini söylemişti. Bunu nasıl yapacağını sorduğumda, gözlerini bağladığı takdirde başka erkeklerin arasından onu koklaya koklaya bulabileceğini, onun kokusunu ayırt edebileceğini söylemişti. Parfüm değildi kast ettiği tabi. Teninin doğal kokusuydu. Önce tuhaf geliyor belki. Ama biraz düşününce ilginç ve sıra dışı. Çok etkilenmiştim. Hiç böyle düşünmemiştim çünkü. Ne kadar farklı ve anlamlı bir sevgi diliydi bu… Koku önemlidir…
Peki ya siz, bir kadını kokusundan tanıyabilir miydiniz? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme