27 Ocak 2012 Cuma

ÖLDÜRMEYEN ACI...

Bir şeyler bitiyor mu? Yoksa bir şeyler mi başlıyor? Daha geniş ve felsefik bir yaklaşımla, her ikisi birden mi yoksa? “Her son bir başlangıçtır” denir hani… Cevap ne olursa olsun, kaçınılmaz olan tek şey değişim. Yarından itibaren bazı durumlar değişmeye başlayacak. Yok, yok aslında bu işin ucu çok daha gerilere uzanıyor. Yani sonsuz bir değişimin içindeydik zaten...
Bazı uçlar daha belirginleşerek can yakacak belki de artık. Zaten can yakıyordu ama bu bir tepe noktasına vararak bir sonuca ulaşacak. Hazırlıklı mıyım bu değişime, bu acıya, bu sürece? Bilmiyorum. Ama Allah üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir derdi başımıza vermezmiş, ben böyle inanırım. Ve öldürmeyen acı illaki uzun vadede güçlendirecektir beni…

Şimdi hayatımdaki her şeyin birer birer, tane tane etrafımda harelendiğini hissediyorum. Bunun nasıl bir durum olduğunu şöyle tarif edebilirim, bir yapbozun parçalarının birleşmeye başlaması gibi… Gerekli olan tüm parçalar yerlerine doğru ilerliyor sanki… Yapboz yapmayı pek sevmem. Ama mecazi anlamda yap-boz yapmakta üstüme yoktur. Yani gerçek hayatta karmakarışık olan ne varsa düzeltmek için kendimi feda ederim. Darmadağın olanları toplama gayretim takdire şayandır. Kırık dökük ne varsa birleştirmek için yırtınırım. Eskisi gibi olmayacağını bile bile… Hep bir umut vardır aklımda, hayalimde. Boş da olsa vardır…
Düğümleri çözmeyi severim ben daha çok. Düğümlerin içinde kaybetmeden kendimi, dışında kalarak ama yardım ederek… Bir işe yaramadığını gördüğüm anda da arkama bakmadan giderim.
İşte arkama bakmadan yürümekteyken yakaladı beni değişim rüzgârı. Yüce yaratanın yüce planlarına güvenirim ben. O kimin ne olduğunu bilir. Neye ihtiyacı olduğunu da…
Acı ve belirsizlikler tane tane ayıklanarak yoluna girecek hayat. Bunu biliyorum en azından. Bazen gelecekten korksam da, kendime güveniyorum. Çünkü kendimi hayal kırıklığına uğratmadım hiç şimdiye kadar… Hep üstesinden geldim. Olanlar, benden parçalar alıp götürmedi mi? Hem de nasıl… Ama doktorlar bilir, vücut en çok yaralı olduğu zamanlarda etkin çalışır. Çünkü asıl amaç ve öncelik yarayı tamir etmektedir kriz zamanlarında… İşte benim yaralarım da bu sistemle onarıldı… İzler kaldı ama öğreterek. Öğrendim ben cesaretle…
Kaçmadım mı hiç kaçtım… Ama bir işe yaramadı… İşte artık kaçtıklarımla kovaladıklarım işbirliğine girişerek bana yeni bir gelecek hazırlıyorlar. Hem de gönlümdekini, hayalimdekini… Her zaman olduğu gibi…
Bu kıtlık, bu sessizlik, bu durgunluk da neyin nesi diye kafa yorarken, kaosların ayak seslerinin yaklaşmakta olduğunu fark ettim bugün. Öyle ya da böyle bir değişim gerçekleşecek. Korksam da korkmasam da… Kaçsam da kaçmasam da…
Fırtına sonrası beliriverecek olan gökkuşağına inanıyorum ben. Renk renk çiçek açacak hayallerim. Ama acıyla ama tatlıyla ulaşabileceğim yer yine kendi istediğim yer. Ve biliyorum ki sonunda zafer varsa, çekilen çile kutsaldır.
İçimden gelenler bunlar. Eklentisiz, sansürsüz, abartısız, beğeni kaygısı olmaksızın içimden dökülüverenler… Bugün de böyle oldu. Ders yok, öğreti yok, amaç yok. Kim ne anlarsa öyle… Kimin ne anlayacağını da düşünmeyeceğim artık bugün. Benim düşündüklerim bana yeter…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme