5 Ocak 2012 Perşembe

KARIŞIK KAFALAR, SAĞ KALAN AKILLAR

Dargınlık yok, küslük yok, kavga yok. Sadece seçimler var… Her birimiz seçimlerimizin toplamından ibaretiz. Ve hayatlarımız da seçimlerimizin sonuçlarından başka bir şeyden oluşmuyor. Bunu bir kere anlayınca, kendinle barışık olmanın kaçınılmazlığı ve başkalarıyla didişmelerin sonu geliyor. Anlamak kolay değil ama üzerinde çalışmaya değer…
“Yok, yok yeni yıl bu kıza yaramadı” diyorsunuz belki de… “Kafası karışmış olmalı iyiden iyiye”… Peki, o zaman soruyorum size, kafası hiç karışmayan, hep net olan var mı içinizde?
Yeni yılın ilk yazısı, yeni yılda hissettiğim ilk duygulardan yola çıkılarak yazılmıyor, buna emin olabilirsiniz. Şurada alt tarafı beş gün geçti değil mi? Beş güne neler sığar bir bilseniz... Gel-gitler, çalkantılar, gürültüler patırtılar, türlü türlü olaylar. Bunu dünyaya genellersek bile, böyle olmadı mı? Dakika bir gol bir olmadı mı?
Olan olmuştur, biten bitmiştir. Kalan sağlar bizimdir! Hala düşünebiliyorsam ve yola devam edebiliyorsam, aklım sağ kalmış ve hala işe yaramakta demektir. Ben en az herkes kadar normal ve herkes kadar da deli olabilirim. Hep söylerim bilirsiniz, hepimiz sonuçta bir ve bütünüz…
Girişi neden böyle felsefik yaptık diye merak ediyorsunuz, biliyorum. Yine ne oldu da bunları yazıyorum? Yine ne anlatmaya çalışıyorum?
Sizlerden farklıca bir şeyi değil açıkçası. Sadece kendimi… Ve kendimi anlatırken, burada kendinizden bir parça bulacağınızı o kadar iyi biliyorum ki…
Yazılanların akıcı olması, güncel olması, anlaşılabilir olması, ilgi çekici olması istenir. Öyle ya da böyle olsun ben şunu biliyorum ki seçimlerimizden öte bir şey yok hayatta. Popüler olan tek şey, ruh haliniz ve yaşadıklarınızdır. Gerisi hikâyedir…
Dünü, bugünü ve yarını olağan kabul etmenin ve hoş karşılamanın tek yolu nedir? Bir sır vermeyeceğim ki zaten hepinizin bildiği bir şeyi tekrarlayacağım. Ya da hatırlatacağım… Seçimlerin sonucunu ve sorumluluğunu üstlenmekten başka bir şey değil bu sorunun cevabı...
Kimse size zorla bir şeyi yaptırmadı ve yaptırmayacak. Bunu anlayıp kabul ederseniz gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Önce birilerini ve bir şeyleri suçlamaktan vazgeçiyorsunuz. Sonra yavaş yavaş istediğiniz şeyleri yapmaya ve zevk almaya başlıyorsunuz. Korkularınızı aşıyorsunuz, hatta önceden neden korktuğunuzu bile anlamaz bir hale geliyorsunuz. Kavga etme potansiyeliniz düşüşe geçiyor. Anlayış veya boş verme eğiliminiz artıyor. Sırası biraz değişik olabilir bütün bunların. Adına ne derseniz deyin, bir şeylerin yerine oturduğunu görüyorsunuz ve bir rahatlama sarıyor sizi yavaşça ama sağlam bir şekilde.
Eee felsefeye, arayışa ve anlamaya devam…
Bir şeyler öğrenmeyeceksek, bu dünyaya neden geldik ki?
Her şeyi bilen birer ermiş olsak burada ne işimiz var ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme