25 Ocak 2012 Çarşamba

HALİL SEZAİ - HER BİRİMİZDEN BİR PARÇA

İnsan bir işi yürekten yaparsa, yeniden ve yeniden gündeme gelebiliyor. Unutulmuyor… Aradan zaman geçse bile, her hatırlanışı bir öncekinden daha muhteşem oluyor işte. İnsanların içine işlemiş oluyor çoktan… Yerini edinmiş ve sağlamlaştırmış olarak tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Ama tesadüflerle, ama planlarla ve kurgularla, ama kaderle, ama benzer istek ve çekimlerle. Bir şekilde hayatımızda var olarak capcanlı yaşıyor, yaşanıyor…
Bir oyunculuk sergiledi önce hayat sahnesinin yansıması olan film perdesinde… Ne keyiflidir iyi bir oyuncuyu izlemek. Onun rolüne bürünüşünü incelemek, yansıttığı duyguların içinde kayboluvermek, kendinden bir şeyler bulabilmek… Neyi sergiliyorsa onu yaşatıyordur başarılı oyuncu… Ta derinlerine nüfuz ediyordur izleyenin… Bir kere değil, iki kere değil, pek çok kere izlenir de doyulamaz ona. Aynı sahne olsun ya da olmasın izletir kendini… Tıpkı onun gibi…
Bir de baktık ki akıp gidiveren günlerimizin içine sesiyle hâkim oluverdi Halil Sezai… Çok kısa bir süre içinde oldu. İçinden geleni yaparak yeteneğini, duygusunu, duyarlılığını sesine yansıttı bu sefer. Sesini de bize… Ben hep şuna inanırım ki, sanatçı bile olsa insan yaşamadan ve hissetmeden işine bir şey katamaz. İşte o, hayatlarımıza yeniden süzüldüğünden beri bir duyarlılık aldı dinleyenlerini de… Sanki sesiyle anlattı hayatı, acıyı, aşkı, erkeği, kadını… Sesinin her tınısında dinleyeni de titreten bir duygu ve inançla söylüyordu çünkü… Kendinden veriyordu adeta… Kendimizden geçirtiyordu…
Şarkılarını internette birbirine yollayan yollayana… Sosyal paylaşım sitelerinde duyuran duyurana… Ne olduk biz böyle birden bire! Halil Sezai ile sallandık, çalkalandık! Duygulandık ve umutlandık… Belki ağladık… Neler neler hatırladık… Ve bestesine hâkim, oturaklı, incelikli, şefkatli bir ses eşlik ediyordu bize… Ruhumuza tercüman oluyordu… Bize kendimizden daha yakın bir dost gibiydi…
Kendini geliştirme kitaplarında ve pozitif düşünceyi destekleyen çalışmalarda sıklıkla söylenen bir öğreti vardır. İşiniz ya da görevinizi layığıyla yapıyorsanız; beğeni, takdir ve kazancın kendiliğinden size geleceği söylenir. Kazanç kısmını bilemem ama beğeni ile takdirin kat kat üstünde bir yakınlık oluştu hayranlarıyla Halil Sezai arasında. Hem de birkaç ay gibi kısa bir süre içinde büyük bir sinerji oluştu. Çevremde gördüğüm ve yaşadığım bir durum bu…
Geçenlerde bindiğim bir takside, genç şoförle müzik zevklerimiz benzeştiği için önce sevinmiştim. Gideceğim yer uzak değildi ama yine de güzel müzik dinlemenin uzun ya da kısa diye ayrımı olmaz bence. Tam da ben gideceğim yeri söyledikten ve ağır ilerleyen İstanbul trafiğinde sakince yola koyulduktan sonra, radyoda Halil Sezai’nin “Olsun” adlı şarkısı çalmaya başladı. Aslında başlayamadı çünkü şarkının başındaki piyano sesini bir iki saniye duyduktan sonra ses kesildi…
Önce taksi şoförünün radyoyu kapattığını zannettim. Biraz bekledim çünkü çıt çıkmıyordu… Şarkıyı beğenmeyip kanalı değiştirse başka bir şarkı, reklâm ya da konuşma sesi duyardık. Arabanın içinde tam bir sessizlik hâkimdi… Biraz bekledim. Radyonun sesinin kapatıldığına emin olduktan sonra düşünmeye başladım… Tabi ya…
Taksi şoförü şarkıyı bilerek kapatmıştı… Şarkının onda yarattığı ruh haliyle, çağrıştırdığı bir şeyle o anda başa çıkamadığı belli oluyordu… En azından benim tahminim bu yöndeydi. Belki yaşadığı bir aşk acısını depreştiriyordu bu şarkı… Zaten dalgın hallerinden ve arabayı sürüşünden de hassaslaştığını anladım. Kırmızı ışık yeşile döndüğünde arabayı sürmekte gecikti… Arkadaki arabalardan gelen korna sesleriyle irkilerek kendini toparlamaya çalıştı ve yola tekrar koyuldu. Yola koyuldu koyulmasına ama o artık arabadan çok çok uzaklarda bir yerdeydi. 
Hiç sesimi çıkarmadım. İyi ki radyonun sesini açmasını istememişim diye geçirdim aklımdan… Onun hislerine saygı duyduğum için memnun oldum kendi kendime. Taksi şoförünün 5 dakika kadar sonra radyonun sesini hafifçe açması ve başka bir şarkının çaldığını duyunca sesi biraz daha yükseltmesi, tahminlerimin doğru olduğunu gösterdi… Az önce içinden bir duyguyu bastırıyordu… Radyonun sesi kapatılmış olabilirdi ama ya içimizdeki ses? Yol boyunca Halil Sezai’nin o içten ve duygulu sesi kulaklarda ve yüreklerde yankılanıyordu. Bunun kaçarı yoktu…
İşte üzerimizde bu kadar etkisi olan bir ses ve müziğin artık hayatlarımızda olduğunu o gün fark ettim ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Fazla söze gerek duymuyorum. Halil Sezai her birimizden bir parçayı taşıyor ve yansıtıyor. Ruhuyla, sanatıyla, kişiliğiyle…
O her birimizi bir anlamda temsil eden başarılı ve unutulmayacak sanatçılardan biri artık… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme