14 Mayıs 2011 Cumartesi

KANSERLE MÜCADELEYE DESTEK

Sabahın erken saatlerinde facebook’da bir süredir görüşemediğim değerli bir arkadaşımın çağrısıyla ayılıyorum. Listeye ekli olan arkadaşlarına yaptığı bir çağrı yazısı bu. Pek uzun değil, kısa ve öz yazmış. Neler hissederek yazdığını ben de hissedebiliyorum. O an o sayfayı açıp onun ifadelerini okumam tesadüf değil. Yazdıklarının bana ulaşması gerekiyordu. O herkese yazmış olsa da, benim daha farklı algıladığıma hiç şüphem yok. Çaresizliğe çare aramaya davet ediyor hepimizi. Birlikte aynı dileği dilemeye. Ne kadar acı ve ne kadar gerçek olursa olsun yaşamakta olduğu, birlikte bir umut aramaya çağırıyor sevdiklerini… Sevginin ve birlikte inanmanın gücüne olan inancını seriyor gözler önüne. Yazdığı ifadeyi her birimizin profilinde bir saatliğine paylaşması, onun yegâne isteği. Bu isteğin ardındaki derinliklere kayıtsız kalamıyorum. Onun paylaşmamızı istediği yazıyı sadece profilime koymanın yetmeyeceğini biliyorum. Ona ucu açık bir mesaj yazarak seslenişini büyütüyorum işte burada…

Sevgili Onur Yağcı,
Ankara’da en yoğun çalışma koşullarına rağmen neşeli yapısıyla bizi gülmelere boğan ve hayat katan biricik arkadaşımız. Hayata farklı bakan ve birlikte olduğu insanlara güzellikler katan samimiyetli dostumuz… Her ne kadar aramıza 450 km yol girdikten sonra görüşmelerimiz seyreldiyse de, gördüğün gibi gün geldi ve hissettiklerimizle buradan birleştik işte yine.
Diyorsun ki,
“Özel bir nedenle, bu notu “durum” unuzda bir saat süreyle paylaşmanızı rica ediyorum. Kanser hastası bir tanıdığınızı veya sevdiğinizi düşünün. 2011 yılında kansere çare bir tedavinin bulunmasını diliyorum. Bir saat süreyle bu notu paylaşarak kanserle mücadele edenleri onurlandırır mısınız?”
Sevdiğin birini ya kaybettin ya da kaybetmek üzeresin. Elinden bir şey gelmediğini ve bu notu yazarak hafiflemeye çalıştığını anlıyorum yazdıklarından. Sen hem acını paylaşıyor hem de çare arıyorsun. Bense hem acını anlıyor hem de sana dileğinin gerçek olduğunu bildiriyorum.
Kansere çare olduğu düşünülen tedaviler, 2011 gelmeden çok daha önceden beri kullanılıyor. Bu konuda uzman olan bazı doktorların iddialarına göre, bazı büyük güçlerin çıkar amacı gütmelerinin insan hayatın önüne geçmesi sonucu bu alternatif tedaviler beyan edilmiyor ya da önemsizmiş gibi gösteriliyor. Bu tedavi şekillerinden birinin bir yakınımda işe yaradığını gördüğüm için, sözü geçen tedavi yaklaşımlarına olan inancım kuvvetleniyor. Burada sana söylemenin aciliyetine ve önceliğine inandığım bir çözüm şekli ve bu çözüm şeklinden yararlanmış olan bir örnek var. Vücuda yüksek dozda C vitamini alımıyla kanser hücrelerinin çoğalması durdurulabiliyor. İlk bakışta basit görünen bu tedavi yönteminin, doktorların iyileşmesinden ümidini kestikleri bir hastanın hayatını kurtardığını söylüyorum sana. Bu kişi benim çok yakınımdı. Bu kişi benim biricik BABAMDI…
Kanser hastalığı sürecinde her gün düzenli olarak aldığı C vitamini ve bitkisel içerikli besin destekleri sayesinde, hastalığının ilerlemesi durakladı yıllar önce. Benim gözümle görebileceğim daha yakın başka bir örnek olabilir mi? Annesini küçük yaşta kaybetmiş ve babasının kanserden C vitamini desteği sayesinde kurtuluşuna şahit olmuş biri olarak beni dinleyeceğine inanıyorum. Eğer konuyla ilgilenirsen, kanserde C vitamininin kullanım miktarları konusunda detaylı bilgiyi ve araştırma sonuçlarını Prof Dr. Ahmet Aydın’ın kitabında kanser başlığı altında bulabilirsin.
Henüz ne yaşadığını bilmiyorum ama söylediklerimin sana bir çıkış noktası gösterebileceğini düşünüyorum. Kanser denen bu illetten korunmak da kurtulmak da mümkün. Ancak klasik tedavi yöntemlerinin başarısızlıkla sonuçlanan uygulamalara en değerli şeyimizi -hayatlarımızı- emanet edip bekleyerek olmaz. Bildiklerimizi seninle ve buradan okuyan herkesle paylaşmaya hazır olduğumuzu bilmeni istedim.
Sabah o notu yazarken dileğinin bu kadar çabuk gerçekleşeceğini düşünmüş müydün?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme