23 Mayıs 2011 Pazartesi

HIZLI, ÖFKELİ VE FELSEFELİ

Bu aralar arabalardan gidiyoruz, farkındayım.
En az öncekiler kadar heyecanla bekliyorduk beşincisini. Bir aksiyon filminde bulunabilecek birçok gerçek dışı öğeyi barındırmasına rağmen, önemli olan seyircinin filmi hangi gözle izleyip nasıl çıkarımlar yaptığıdır. Her filmi gerçeğe uygunluğuna göre değerlendirirsek, izlerken kaç tanesinden keyif alabiliriz ki?
Filmde arabadan, arabayı kullanandan ve onun kullanırken duyduğu coşkudan çok daha ötede anlamlar yakalanabiliyordu yine. Karakterlerle aynı coşkuya kapılıp koltuklara yapışarak ve nefesleri tutarak izlemenin keyfi de cabası…
Hız tutkusu, araba üzerinde hız yaparak kanıtlandığı sanılan bir hâkimiyetten daha fazlası aslında. Kaç yaşında olursa olsun kendini genç hissetmekle ilgili… Hayata karşı iştahını yitirmemekle ve heyecanı diri tutacak hedefler koyabilmekle ilgili… O hedeflere doğru gözünü karartarak değil de inancına sımsıkı sarılarak yılmadan yürümekle ilgili… Hayatın günlük rutinleri arasına sıkışarak vazgeçilen ya da fark edilmeden pas geçilen pek çok duyguyla ilgili ipuçları taşıyordu izlediklerim.
Gerçek gücün parayla sağlanamayacağını gözler önüne sermişler bir kere. İnsanlara yiyecek, su, elektrik gibi temel ihtiyaçlarını sağlayarak onları kendi adına çalıştırmanın sonucunun da büyük bir yanılgıyla noktalanabileceğini göstermişler. İnsanların açlıklarını fiziksel anlamda doyurmak, ilk başta onların en acil ihtiyacının karşılanmış olması gibi görünse de, bunun uğruna kimse kendini satmak istemez aslında. İnsan ruhu çok daha manevi şeylerle beslenir. Kişi kendini doyurana saygı duymazsa, hizmet ettiği büyük adamlara vereceği desteğin de güvencesi olmaz. Filmde parası çalınmaya uğraşılan zengin adamın da parayla satın alamayacağı şeyler vardı. Günümüz dünya düzeninde de geçerli kanun bu ama sonsuza kadar da sürmeyecektir.
Filmdeki karakterlerin karizması hep olduğu gibi yine çok etkileyiciydi. Vin Diesel şahaneydi. Güçlü, güvenilir ve tam bir lider… Öyle bir dayım olmasını isterdim açıkçası. Senaryoda vurgulanmaya çalışılan tek amacın, zenginin parasının çalınması olmadığını rahatlıkla hissedebilirsiniz. “Paranın gelip geçici olduğunu biliyoruz ama aile her şeyin üstündedir” denilerek kadehler kaldırıldı. Birliktelik ve güven kalıcıdır, para ise geçici… Bundan daha güzel bir mesaj verilebilir miydi?
En anlamlı noktalardan biri de, birlikte ortak bir amaç için bir araya gelmenin heyecanının yaşanmasıydı. “Ben” yerine “biz” duygusu. “Benim için” değil, “bizim için”. Bunu hırsızlık aracılığıyla yapmış olmalarının öğretici veya özendirilecek bir yanı olmadığını kabul ediyorum. Ama zaten dünyamız da hak edilmiş gibi görünen üzeri örtülü hırsızlıklarla ve adaletsiz dağılımlarla dolu değil mi?
Hızlı ve Öfkeli 5. Mutlaka izleyin. 

2 yorum:

  1. Trafik canavarına dur diyelim artık :D

    YanıtlayınSil
  2. yaa baba olunca daha çok korkutuyor trafik canavarı değil mi :)

    YanıtlayınSil