28 Nisan 2011 Perşembe

SAKLANMAYIN

Mevsimlerin de kendilerini bir türlü oturtamadığı zamanlardayız. Geç kalmış ilkbahar günleri, kışın soğukluğunun ve grileşmiş perdelerinin arkasına mı saklanıyor yoksa? “Gelsem mi gelmesem mi” diye bazen güneşin sıcaklığını yansıtarak göz kırpıyor, derken tekrar kışa geri dönüş başlıyor.
Hepimiz nasibimizi alıyoruz tabi ilkbaharın kararsızlığından. Baş ağrılarıyla baş dönmeleri, bitmeyen yorgunluklar, sebepsiz sıkıntı dalgaları, sersemlik ve biraz da isteksizlik… Bedenimiz de canlansın mı yoksa kış uykularına geri mi dönsün bilemiyor ki. Biyoritmimizin grafikleri bir iniyor bir çıkıyor.
Bağdat Caddesi bile küskün sanki havalara. Hani nerede o cıvıl cıvıl dükkânlar, dolup taşan kafeler, ışıltılı yollar ve özene bezene giyinmiş klasik cadde müdavimleri? Kış günlerindeki gibi soğuklarda eve kapanmaca mı oynuyoruz? Saklanmayın artık kapalı mekânlarda. En cılız bir yağmurda açmayın şu şemsiyelerinizi! Kaçmayın evlerinize doluya tutulmuş gibi. Çıkın dışarılara, bırakın kendinizi açıklara ve doğaya. Belki de bahar bizlerden cesaret almayı bekliyordur gelmek için. Biz kaçtıkça o da saklanıyordur inadına!
Yürüdüm yağmurun altında şemsiye kullanmadan. Damlalar atıştırmaya başlar başlamaz birdenbire ortalıklara çıkıveren o şeffaf şemsiye satıcılarına şaşırıyorum. Hava durumunu takip edip uygun yerlerde hazırda bekliyorlar herhalde. Ne planlı bir ticari yaklaşım! Yağmurun hafifçe üzerime yağmasına, mantomu, yüzümü ve saçlarımı ıslatmasına izin verdim bugün. Hatta tokamı çıkararak özgürleştirdim saçlarımı. Damlaların dokunuşunu daha iyi hissedebilsinler diye.
Şemsiye altına saklanmadan, şikâyet etmeden yürüdüm. Kuvvetli bir sağanak değildi zaten uyum sağladığım. Hafif bir bahar yağmuruydu. Daha doğrusu baharlaşmaya çalışan bir yağmur. Eve varınca nemli hava usulca üzerimden süzüldü. Kışın çok ısındığından yakındığım sıcacık evim ilaç gibi geliverdi.
Her şeyde olduğu gibi yağmurun da azı karar. Bilmeyenler varsa söyleyeyim, hafif yağmurun cilde ve saçlara faydası inanılmazdır. Bırakın değsin teninize. Bayanlar, siz de benim gibi yağmurla nemlenen saçlarınızı eve dönüşte nazikçe tarayıverin. Yumuşacık olduklarını göreceksiniz. Yumuşacık ve uysal… En lüks kuaförlerin en pahalı bakım maskeleri bile bu faydayı sağlayamaz saçlarınıza. Bu yumuşaklık doğanın hediyesidir. Hissedin…
Günü bitirdim mi? Hayır daha değil. Ama evime çekildikten sonra, gelecek güne hazırlıklarım usulca sürecek. Bugünü hissederek yaşamış ve bitirmiş olmanın, kendimi doğanın dokunuşuna bırakmanın hafifliğiyle son keyiflerimi de tamamlıyorum. Yarın ise bambaşka ve yeni bir güzel gün olacak. Heyecanla bekliyorum.
Sizler de bırakın kendinizi doğanın dokunuşlarına…
Belki de işbirliğimizi hissetmeden gelemiyordur ilkbahar.
Kaçmayın, saklanmayın sakın,
Haydi, bir oyuna davet edelim biz de mevsimleri,
İlk olarak herkes olduğu gibi meydana çıksın.
Oynadıkça doğa bizi iyileştirir belki, biz de onun mevsimlerini
Kim bilir.

1 yorum:

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil