9 Aralık 2017 Cumartesi

SİSTEM HATASI


“Sinir sistemi bozulmuş bu kızcağızın.”

Gözlüklü, orta yaşlı kadın, anaç koruyuculuğunu içine yedirdiği -aslında benim öyle sandığım- bilgiçlik ve olgunlukla, bir nevi savunma tarzında söylemişti bunu. O zamanlar beni anladığını düşünmüştüm hep. Anladığı için de arkamda duracağını, yıllarca aradığım kadınsal destek ve sevgiyle beni sarıp sarmalayacağını. Kazın ayağı öyle değildi tabi. Değilmiş…

Kim anlayabilir insanı, kendinden daha fazla? Kim kurtarabilir? Bedenini kaplayan güçlü ama narin deri, gün gelip iyice inceldiğinde, dökülmek ister pul pul, kabuğu da soyulmak. Çünkü içinde gizlenmiş bir başka SEN var. Kimselere gösteremediğin, diline akıtamadığın duyguların var. Kim anlayabilir bunu senden fazla…
Sistem bir hata verince yapılan şeyler belli zaten. Hata kaynağını ortadan kaldırmak, yeni bir sisteme geçmek ya da yeniden başlatmak.
Sil baştan.
Neden bunu bir türlü yapamayız hayatımıza? Hep başka birilerini dinler, anlar ve düşünürüz. Kendimize bir türlü sıra gelmeden böyle böyle geçer günler… Tükenip gider ömürler…
Evlerin içinde, dört duvarlar arasına ne hayatlar sıkışıyor. Ne çok insan kapalı kapıların ardında yavaş yavaş yok oluyor. Esas yerimiz yuvamız bina içleri değil bizim; doğa ananın kanatlarının altı… Ne kadar ayrı kaldık ondan. Ve öz soyumuz onun kadar korumadı bizi. Havasını suyunu vermedi onun kadar. Ancak vurulmuş bir baskı kafamıza kafamıza!
Sonunda çatladı damarlar. Bir de bakmışsın vücudun infilak etmiş ve kutu kutu ilaçları yutuyorsun. Hem de hiç faydası olmayan.
Gözlüklerinin içinde parlayan ceylan gözlerini bana uzun zaman odaklamadan, beklediğimden çok daha çabuk gitti. Hiç ummadığım zamanlarda, ona uzattığım el havada asılı kaldı. Buna rağmen çok doğru bir tespitti onunki. Hiç kimse, hatta ben bile farkında değildim ama daha gencecikken sinir sistemim inceden inceye, ruhum ise derinden zarar görmüştü. Hem de beni en çok sevdiğini iddia edenlerin sayesinde olmuştu bu.
İşin tuhaf yanı, sizi en çok üzen insanın bile bir şeyler öğretip, size bir şeyler katıp sonra da yaşamınızdan usulca çekip gitmesidir. Zaten hiç gelmemiş olduğunu sandığınız anlarda, size bıraktığı o fikri hatırlar ve inanırsınız, “evet bu insan benim hayatımdan geldi geçti” diye. Özgür, hesapsız, belirsiz bir rüzgâr gibi… Sertlik derecesine bağlı olarak verdiği hasar ya da huzur duruma göre değişir.
Hep içinizin yandığı yerden teşekkür edersiniz canınızı yakanlara bir gün. Her şeyi adım adım aştıktan sonra…
En kıymetli hazineleriniz; aklınız, duygularınız ve hayallerinizdir. Onlara sahip çıkmak için buradasınız. Sinir sisteminiz hata verene kadar birilerinin ve bazı düşüncelerin kölesi, kurbanı ya da yenileni olmayın. Kendinizi kimsenin insafına terk etmeyin. Kendinize sahip çıkın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme