25 Kasım 2017 Cumartesi

EVLİLİK AŞKI ÖLDÜRÜR MÜ?

Ey aşk! Önünde imparatorluklar bile eğilir…
Sanki yüreğini göğsüne emanet koymuşlar, birazdan da onu oradan sorgusuz sualsiz alacaklar… Bir şeyler bitecek, elinden akıp gidiverecek. Yine de vazgeçmeden, tüm ağırlığınla asıldığın, peşini bırakamadığın, artık bir parçanı teslim ettiğin kalleş bir duygu o…
Fazlalıklarından kurtulduğunda ya da seni kirleten herhangi bir şeyden arındığında elinde kalan tek şey nedir? Belki de bir tek onunla yaşamalı. Aksi halde nefeslerin gerçek değil.
Aşk geldiyse matlıklar gider, karmaşık ama çekici girdaplar gelir. Ne olduğunu anlayana kadar içine girip kaybolmuşsun bile.
Bir an ısınır biraz sonra üşümeye başlar, alevler içinde yanar ve aniden buz kesersin. İkisi aynı anda ve birbirine şifa olmadan…
Seni ne öldürür?
Onu ne öldürür?
Zaman? Bilinirlik? Alışkanlık? Peşinden koşturan o savruk rüzgârın içindeki ulaşılmazlığa ve yıpranmış hayallerin döküntülerine bakılırsa, aslında can hep ulaşamadığına tutunup durur, düşeceğini bile bile.
İşveli bakışlar, harika bir vücut falan değil ki aşk. Kimden kime akacağının bilinmezliğiyle insanı hem yoran hem ayakta tutan, konturları belirsiz, ahlaksızca kifayetsiz, kocaman bir enerji…
Sekssiz aşklar biliyorum ve aşksız seksler.
Havasız, cansız evlilikler biliyorum ve göklerde uçuşan bahar tazesi özgür ilişkiler.
Bir şeyin içine hapsedilmiş her şey ölmeye mahkûmken, haz ayıplanırken, aşk saklanırken, muhabbet taşlanırken, aşkın yarısı kara çarşaflar içinde boğulurken, aşkın diğer yarısı nasıl ayakta kalabilir?
Sağlam bir aşk mı istiyorsun ya da sağlam bir adam?? Diğer taraf ta taş gibi bir kadın arzu ediyor…
Evlilik aşkı öldürür mü?
Evlilik, hani o bol şahitli, bol imzalı, bol masraflı; sınırları belli, planlı programlı müessese. Fazlaca toplumsal, fazlaca kontrollü… Evlilik aşkı tutup yakalayabilir mi de öldürsün?
Ondan korunmak için inşa edilmiş kaleler bile olsa delip geçer. Aşk bir tür savaş olabilir ancak. Akıl bile ona yetememiş, onu çözümleyememiş, sahibini ona teslim etmişken, onu tanımlamaya çalışmak bile boşuna…
Aşk, evlilikle tescillenir mi? Hiçbir yazılı ya da sözlü kanun bunun sözünü vermez dikkat edersen. Evlilik, aşkın yanından geçebilirse kârlı saysın kendini…
Aşk görünmezdir! Sen onu kapalı kapılar, binalar, imzalar ve her hangi bir sınır içinde tutamazsın ki. O varsa vardır yoksa yok…
Takip edilebilir mi sanıyorsun onu? Nerde, ne zaman ve nasıl olduğu görülebilir ve izlenebilir mi ki? O yalnızca iki kişinin arasında gizli bir anlaşma. Belki kendileri bile bilmiyorlar…
Eğer bir gün öleceği varsa da, Azrail’inin kim veya ne olacağı nerden bilinebilir ki? Uğrunda koşarken kendi kendimizin cellâdı olmayalım da…




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme