6 Eylül 2012 Perşembe

İZMİR’İN DAĞLARINDA


Güzel bir şeye doğru yol alırken bile neden olumsuz fikirlerle doludur kafalar? Niye acıya, melankoliye, umutsuzluğa programlanmış bir milletiz çoğu zaman? Hevesim kursağımda kalmadan, doya doya yaşayabilirim hayatı… Yaşayabiliriz… Etrafta ne olup bittiğine aldırmadan hem de. Bir birleşmeye şahit olmak üzere çıkmıştım yola. Ama gidişimle dönüşüm arasında büyük bir fark vardı…


Evet, uzun zaman sonra yine hep bir aradaydık. İnadına güldük, öyle çok eğledik, içimize işleye işleye kutladık. Yine anılar defterine güzel zamanlar kaydedildi. Ama ayrı ayrı bakılınca, aslında çok farklıydık. Bir aradayken mutlu ve güzel…
Çok sevip takdir ettiğiniz biriyle en az bir konuda ayrılmanın sıkıntısını hepiniz yaşamışsınızdır. Sıkıntıdan ziyade, hafif bir burukluk… Sanki fikir ayrımı uzaklaştıracakmış gibi, ayrı düşürecekmiş gibi. O kişi sizden biri değilmiş gibi. Söylediklerine inanamazsınız ama hâlâ onu sever ve kabul edersiniz. Grup kalabalıklaştıkça yeni ve farklı fikirler de çoğalır. Ama yollar ayrılmak zorunda değildir.
Koşulsuz sever insan hasta değilse. Kabullenir karşısındakileri öylece… Aynı kabulü görmese ve aynı şekilde sevilmese de… Bu olgunluğu göstermeseydim, hepiniz hayatımda olmazdınız ki. Hepiniz ayrı bir renksiniz ve ayrı birer kişilik…
Yine de içime oturdu arada duyduklarım. Ama bu ayrı bir konu tabi… Kırılmadım, gücenmedim, küsmedim. Çünkü bunlar hiçbirimizin işine yaramaz. Ama sizler bir gün değişmeye karar verir ve beni olduğum gibi kabul ederseniz (benim sizi ettiğim gibi) işte o çok işimize yarar. Çok çok gelişiriz o zaman.
Bugün bulunduğumuz noktada benim de hüzünlerim var. Bana uymayan çok şey var. Ben onun düşünceleri, şarkıları ve sevgisiyle büyüdüm. Zaferlerine inandım. Çünkü insaniyet namına bir zaferdi benim gözümde. Aksini söyleyenlere rağmen… Bana yansıtılan değil; benim hissettiğim ve sonuna kadar inandığım halidir bu. O benim içimdedir…
Yaşasa da yaşamasa da aşk duyduğum, hayran olduğum ve izlediğim bir adam. Deniz gözlü, güzel yürekli ve içinde bulunduğu koşullara göre “en insan gibi olanı”… Aksini söyleyenlere rağmen.
Şarkılardaki gibi, o ölmedi kalbimde yaşıyor. Bugün, aksine gelişmeler ve olaylar yaşanıyor gibi görünse de, o aslında her yerde, her parçamızda mevcut. Sevgi bütünseldir. O sevgimizin her bir zerresinde…
Olan biten mi? Evet düşünülmeyen, belki istenmeyen şeyler oluyor. Vardır bir hayır… Gerçek inanç bunu görmeyi gerektirmez mi? İsyan etmek kimin işine yaramış ki ben edeyim? Her şeye ve hepimize iyi gelecek tek bir şey var: zaman…
Gözlerime yaşlar dolsa da, metanete kavuştuğum nokta şudur ki; her şeyin zamanı gelecektir. Sokaklarımda yürürken, özel günleri kutlarken, yaşarken ve debelenirken, savaşmaktan ziyade sabrederken, biliyorum ki benzer olanlar birbirini çekecektir. Bazı şeyler hallolacaktır, öbür dünyaya kalmadan…
Bazen çırpınmaya, bağırmaya, delirmeye gerek yoktur. Akışa bırakmak yeterlidir. Ve yapmakta olduğunun en iyisini yapmak… Kötü diye niteleyip taşlayarak kim bir yere vardı ki? Daha çok olumsuzluğu çekmekten başka bir şeye yaramıyor.
Zordu yaptığım ama olguncaydı…
Karşımdakini olduğu gibi kabullenmek…
Şimdi çoğunluk bunu yapamadığı için bu hallerdeyiz.
Ben o deniz gözlü adamı büyük bir aşkla severken, buna saygı duymayı öğrenebilseler, bu bile bir umut olur.
Kusurları ve sertlikleriyle beraber sevdim o adamı. Merak etmeyin ben de onu melek sanmıyorum zaten.
Şarkılardaki gibi, ölmedi kalbimde yaşıyor.
Ve bu bahsettiğim yolculuğu İzmir’e doğru yaparken, şehre varınca hep dağlarında takıldı gözlerim. Daha çok kahverenginin hâkim olduğu, yeşilin azaldığı tepeler gözlerime yaş dolmasına yetti. İstedim ki yine çiçekler açsın oralarda…
Ve ben o aşkla bağlandığım adamdan öğrenmiştim ki, onun varlığından ziyade bizim gelişimimiz önemliydi. O yüzden olan bitene aldırmadan kendi gelişimime yatırım yapıyorum.  



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme