15 Kasım 2018 Perşembe

YAĞMUR KOKUNCA


Yağmur yağınca gönül dost istiyor, muhabbet istiyor.
Aşk istiyor.
Battaniye bahane, çay bahane, sahlep bahane… Sarılıp sevilmek istiyor.

İnsan kirletiyor, yağmur temizliyor.
Onun için belki de alelacele kaçıyorlar ona maruz kalmamak için. Bir benim gibi deliler altında durup ellerini açıyor, düşünmeden ıslanıyor. Onunla arınılıyor bir nevi. Korkular, kötülükler, hastalıklar ve yosunlaşmış bir takım dalaverelerden… Gelgitli ruh hallerinden, vahşetten, hıyanetten…

Yağmur kokuyor, o döküldükçe toprak da kokuyor. Toprak kokunca gözümüzü kapatıp kokluyoruz bir tek. Asfalt değil, beton değil sadece toprak kokunca…

Yağmurun notaları var. Müzikler duyulmuyor ki koca şehri kaplayan kaostan, gürültüden, karmaşadan.
Duyulmuyor sesimiz,
Azalıyor nefesimiz,
Bilinmiyor kıymetimiz. O yüzden her geçen gün daha çok birbirimize giriyoruz.

Yağmur hatırlatıyor, en değerli anları. Çünkü yağmur yağınca duruyor birşeyler. Bekleniyor dinmesi. Islandıkça eriyip gideceklermiş gibi.

Yağmur,
Tek bir adımla çok yere gidebilmek gibi. Tüm evrene ulaşmak, sonsuzluğa karışmak, Yaradana kavuşmak… Hem doğup hem ölmek, sessizlikle konuşmak, ayrıyken sarılmak, yanarken sönmek gibi.  Kaybolup solmuş tüm renklerimize aynı aynda bürünmek, gök kuşağını görmek gibi.

Söylemiyorlar ama belkide yağmurda  güneşten daha çok vitamin var.
Tüm yaralara deva gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme