31 Ekim 2018 Çarşamba

TATLI


“Ben de öyle tatlı  bir hayat istiyorum.” dedi izlediği filmden gözlerini uzaklara doğru kaydırarak. Ve devam etti, sanki ayaklarının üzerine daha da sağlam basıp ölesiye inanarak,
“Benim de öyle tatlı bir hayatım var, olacak.”

Önce içinden tekrarladı sayısız kere. İçtenlikle inandıklarına yapışırcasına yakın durdu hep. Öyle kimsesiz çocuklar gibi bırakıp gitmedi, hayallerini, umutlarını ve cesaretini. İçerden dışarı doğru harekete geçti duygular, enerjiler, titreşimler ve olaylar. Herkes birbirini tekrarlıyordu. Onun hayalleri de farklıydı kendi de.
Tatlı bir şarkı duydu. Sonra tatlı ılık bir rüzgar esti. Diline tatlı bir his geldi.
Kalbinden birşeyler süzülerek gökyüzüne fırlatıverdiği hayal toplarına karışıyordu sanki.
Olaylar gelişmeye başladı.  Etrafındaki güçlü hareler çoğaldı. En çok da o tatlı müziği duyuyordu. Herkes ona gülümsüyordu. O yüreğiyle inanıyor ve yüreğinden katarak yaşıyordu.
Bazı kişiler yüksekten sallayıp dibi boylarken bazıları alçaktan alıp güvenli yükseliyordu.
“Bu benim yolum” dedi.
“Neden sizinkinden farklı olmasın ki…”
Bir anda etrafında hayal bile edemeyeceği kadar çok istediği şey buldu. Onlara doyacak kadar zamanı ve fırsatı da…
Kimileri dışardan gülüyordu. Alay ile.
Kimileri de onun gibi içinden. Sabır ile.
Gülümsemesi şarkıya karıştı. Artık hayat çok tatlıydı. En ilginç tarafı da, en derin acılardan bu hale gelmiş, getirilmiş, getirebilmiş olmasıydı. İnsan neden ona ilham veren şeylere coşkuyla sarılmasındı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme