21 Şubat 2015 Cumartesi

SON ÇİLE

Sana coşkulu “hoşgeldinler”  söylemiştim 2015. Kendimi sana çok hazırlamış, sürprizlerine inandırmış, güle oynaya karşılamıştım, hatırlarsan. Rol değildi, içimden geldiği gibiydi. Senin için nice planlarım vardı. Hâlâ da öyle… Ama sen ne yaptın? Gelir gelmez koca bir tokat yapıştırıp yüzüme, kalbimin bir derin parçasını koparıp sonsuzluğa uğurladın. İşin kötüsü sen bunu rahatlıkla, pişkinlikle yaptın. Bense hâlâ yapamadım.
Geçmişimin nağmeli, nemli, orta şekerli, zaman zaman acılı ama çoğunlukla sıcacık olan bir kesitini, bana sormadan - bize sormadan, aniden ve durup dinlemeden çekip aldın. Şimdi orada açılmış olan boşluğu kim ve nasıl dolduracak?
Ömrüm billâh dersler çıkara çıkara ilerledim acıların içinden. Hep huzura, iyiye, güzele yolculuklar tasarladım büyümemiş aklımla, büyük kararlar aldım ben. Sen belki tanımazsın beni. Ben bilirim eğrilmiş, yıpranmış yerlerimi… Kabullenirim bana ait ne varsa. Ben küçüklüğü es geçmiş bir yaralı çocuğum belki hâlâ. Her ulvi görev gibi, bu işin içinde de bir anlam aramaya çıktım karşında…
Siyahlarla bir girizgâh hazırlayıp sundun ya bana, ben o melankolik sesleri kapatıp kulaklarıma neşe kaynakları ektim, burnuma mis kokular çağırdım. Aklımı ve kalbimi hep inanç, mantık ve sevgi ile yıkadım. Su gibi akıp gitmeyecekti getirdiğin acılar. Zor derslerimin son kalıntılarıdır belki diye son gücümle süpürmeye çalıştım onları…
İsyan etmedim, kararlar verdim toprağa hazırlanırken. Sayıların manidarlığı yetmiyor insana, hazır olmayınca. Sen PAT diye yaptın yapacağını. Davetsiz misafircilik oynadın.
Her zamanki gibi ayakta kalmanın ve tutunabilmenin yollarını aramaya çıktım. Ne zaman bitecek diye sorup da cevaplanmadığım her an için ben sonunda tek bir karar aldım.
Artık bu sondu…
Etrafı ağır bir karanlık kaplamıştı. Ağır bir veda kokusu aşağıdan yukarılara doğru yayılıyordu. Gidebildiğim hiçbir noktada huzur yoktu. Elim ayağım titriyordu. Yemek yiyemiyordum. Gözümün feri sönmüştü, kalbimin atışı düzensizdi. Çünkü o gidiyordu. Bir şeyler bitiyordu, etten tırnaktan bir şeyler…
Hava ağırlaşmış, bulutlar koyulmuş, geçmişin gölgeleri uzamıştı. Kaçışı olmayan son, hızla yaklaşıyordu. Uzaklardan tatlı bir ses belli belirsiz duyuluyor, buhrana sebep yaratıyor, istemeden üzüyordu.
Bir gece uykumdan kan ter içinde fırlayarak uyandım. Bağıra bağıra ağlıyor, katıla katıla acıyordum. Nefesim kesilmişti. Belki de hayatımın en zor gecesiydi. Bir kişilik değil, birkaç kişilik korku, endişe ve acı yaşıyor olmanın ağırlığı altında eziliyordum. Duvarlar üstüme doğru geliyordu, sanki bana yapışıp iyice sıkıştıracaklardı. Beynimi kemiren kurtlar, geçmişin marifetleriydi. Bugünü zorlaştıran, geçmişin izleriydi daha çok. Bir de bugünün acısı, bir de kaç kişilik olması… Zavallı bünyem kaldıramadı…
Kollarımdan iki kişi zor tuttu. Ama içimdeki yoğunluğa hiçbirimiz söz geçiremezdik. Bedeni yöneten beyin, beyni etkileyen ise kalpti. Benim kalbim bıçak darbeleriyle paramparçaydı zaten yıllardır. Şimdi yeni bir yara, her şeyi yerle bir etmişti. Sadece bana inme gibi yapışıveren o tanımlayamadığım duygu (Allah kimselere yaşatmasın) vardı bir de ben. Pazarlık içindeydik sanki… Artık kopmuştum hayattan iyice. Sadece uzaktan bir ses duydum;
“Bak, iyi dinle, bunlar son çilelerin… Artık bitiyor…”
Aslında dibimde söylenmişti bu… Ne yazık ki ben oraya ulaşamıyordum. Duyduklarıma tutunmayı çok istemiş olacağım ki, bir parçacık azalan huzursuzlukla soruvermişim,
“Gerçekten mi?…”
Uzun uzun, zor zor günler hazırlamışsın bana, hem de gelir gelmez 2015. Alacağın olsun senin!
Yine de küs değilim sana…
Koparıp aldıklarının yerine daha güzellerini vereceğine inanmak istiyorum.
Yıllanmış, yarım yamalak ağırlıklarımı almak istiyorsun belki de. Ben onları bana ait zannederken, sen artık kurtulmam gerektiğini biliyorsun belki de…
Seninle geriye kalan zamanımız gülmeli oynamalı olsun nolur.
İşte o zaman yeniden başlayabilirim. O ışıltılı gülüşleri yüzüme yakıştırabilir ve yerleştirebilirim tekrar…
Elimi uzattım sana, gerisi sana kalmış.
Bilirsin, isteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara…

1 yorum:

  1. Berrakcım içimi acıttın .bilmediğim bir şeyler mi? oldu..İnşallah düşündüğüm şey değildir...Sevgiyle öpüyorum..

    YanıtlayınSil