27 Haziran 2013 Perşembe

AŞKIN RENGİ KIRMIZIDIR


Boğazımda düğüm düğüm olmuş kelimeler, yutkundukça batmış, battıkça acıtmış… Göğsüme doğru büyüyerek inen birer iğne olmuşlar… Öyle zordur ki susmak, susmak zorunda bırakılmak, konuşmak için ağzını araladığın anda başına vurulmak… Sustukça batmış demek ki içerden iğneler, yaralarla kaplanmışım çoktandır. En çok da yüreğimden, yüreğimizden…
İçinde çok büyük bir aşkı barındıran, her şeye rağmen yaşatan birisi ne yapar? Susturulabilir mi hiç… Susturmaya çalıştıkça konuşmanın bir yolunu bulmaz mı her seferinde… Resimleri kaldırsalar, isimleri silseler, adını sanını yasaklasalar fark eder mi? Bir aşk, kazındığı yürekten silinebilir mi?
Peki ya aynı duygunun lisanını konuşanlar bir araya geldiğinde neler olur? Önce sevgi zinciri uzamaya başlar. Bir adımdan diğerine, bir elden öbürüne, bir geceden tüm ömre yayılıverir. Bastırıldıkça büyüdüğü fark edilmeyen bir özlem, tazeliğini koruyan bir arzu alev alev yandığını göstermeye koyulurken, yaklaşan hiçbir ateşten çekinecek bir şey kalmaz artık. Bir de bakmışsınız, korkular yok olmuştur…
Beklenmedik, plansız ve programsız, çok gecikmiş ama belki de tam olması gerektiği yerde bir tarih, miladım oluvermiş… Öncesini hatırlamakta güçlük çektiğim bir ayrım var artık… Öncesini önemsemediğim… Üzüldüklerimiz aslında ne kadar anlamsızmış… Meğer ne derin bir acımız, suskunluğumuz varmış…
Hayat durmuş, ilerleyemiyor.   
Hayat, göğsümüzde bir yumru, gözümüzde bir damla yaş, nefesimizde bir eksiklik, etrafımızı saran bir alev topu olarak sürüyor… Toz dumana katılmış, ortalık yangın yeri, her şey birbirine karışmış… Netliğini koruyan tek şey, yüreklerde kıpkırmızı duran aşk… Griyi öne sürenler bilmez ki aşkın rengi kırmızıdır. Ve kırmızı bütün renklerden daha baskındır…
Kan kırmızıdır;
Yaralar kırmızı,
Tokatlar kırmızı,
Tokatlardan geriye kalan izler kırmızı…
Bilmedikleri, anlayamayacakları bir aşk var içimizde, rengi kırmızı, vazgeçmesi ayrışması imkânsız…
Sansürler, maskeler ne içindir? Kılıflara ve kalıplara sığmayacak bir gücü bastırmaya çalışmanın faydası yok… Susmak, bir sırrı saklayamaz ki… Ve aslında sır zannettiğimiz, açık etmeye çekindiğimiz şeyden herkeste bir parça vardır. Bugün en çok karşı duranda bile…
Soğuk demirler bile erimeye başladıysa; kırmızının ısısı iyice yükselmiş olmalı…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme