13 Eylül 2011 Salı

YENİ HAYAT V

Uzun süre ihmal ettikten sonra, birikmiş tozların silinmesi gibidir yeni hayat… Bir daha bu kadar beklemeden özen göstereceğine söz vermektir. Tozlarını yutarak ama şevk duyarak temizlemektir kirleri, pasları, yığınları, aklını, kalbini… Her şeyi… Ve ardından tozu dumana kata kata koşmaktır ümitlerine. Gözler kapalı, adımlar güçlü, yürek güçlü… İşte o zaman yollar açık…
Yeni hayat cesaret ister. Bildiklerinden ve alıştıklarından çok çok öteye geçmeyi gerektirdiği için... Korunaklığın sıcağından yeniliğin rüzgârına doğru ilerlemek gerekir. Bunun için önce biraz yalnızlık ve sessizliğe katlanmak gerekebilir. Birazcık ama… O da kendini dinlemek için… Kendini bulmak için… Sonradan gelecek olan hediyelerin ve yoğunluğun yanında nedir ki yalnızlık?
Amaç hayallere ulaşmak, daha da yumuşak bir ifade ile hayallere yakınlaşmak değil miydi? Peki, bunun öyle oturulduğu yerden ve şikâyet edilerek başarılabilineceğini kim söyledi? Bu anlamsız fikri kimse sahiplenmez. Ama cesaretle başlanmış girişimlerin sonucunda elde edilen ödüllere talip olan çok olur… Komşuda pişenler kimlere düşmez ki… En çok da pişirene değil mi?
“Ama öyle”, “ama böyle”, “ama şu var”, “ama bu var”, “şu yok”, “bu bilmem ne”… Nereye kadar? Bahanelerin arkasına sığınmak nereye kadar? Yeni bir hayatı, yeni bir şansı hepimiz hak etmedik mi? Her şey zamanla eskir… Yeni olan da bir gün eskiyecektir. Yeni hayat da bir gün pas tutacaktır. O zaman da başka bir yeni hayat, kurulmayı bekleyecektir. Zaten ömür ne kadar? Başlamak için daha neyi bekliyoruz ki? Daha fazla geç kalmayı mı?
Ernesto Che Guevara’nın dediği gibi, “Kaybetmekten korkma, bir şeyi kazanman için bazı şeyleri kaybetmelisin. Ve unutma, kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin”.
Eskilerin içinde debelenerek eskimeyi kendinize yakıştırır mıydınız? Eski püskü yırtık pırtık bir beden ve ruh kime yakışır? Aynalar en iyi dostlar olup gerçeği söylerler ama aynaya bakmaya cesaret eden var mı gerçekten? Aynalara taş fırlatıp kırabilirsiniz ellerinizle… Doğruyu gösterdikleri için. Ama kendinizi kandıramazsınız işte…
Yeni hayat, eskiden sıyrılmanın cesareti ve yeniye hazırlanmanın heyecanı ile iş birliği yapıldığında mümkün olur. Gerçek olur. Hayal etmeden, istemeden, planlamadan ve yorulmadan olmaz. Ama istemediklerinin içinde çırpınıp durmak ve çözüm için hiç bir şey yapmamak daha çok yorar insanı. Daha çok boğar… Kırmadan aynaları, kırmadan insanları, kırmadan ruhunuzu… Küçücük bir adımla başlar. Atıverin işte… Bir karar vermek... Biraz cesaret etmek… Bıktıklarını usandıklarını geride bırakmak bu kadar zor mu?
Her şeyi geçelim de, bir seçimin sonucunu yıllarca yaşamanın kime ne faydası olmuş ki? Bir ani kalkış olsun bu… Hani zengin kalkışı derler… Çabuk bir hareket... Bir yılmamışlık gösterisi... Kuralsız bir girişim. Hayallere doğru, hedeflere doğru, kendimize doğru… İstenip de ertelenenlerin tam ortasına doğru… Hedefe doğru…
Bir başlamak lazım önce… Biraz silkelenmek lazım… Sonrasının o kadar da zor ve ürkütücü olmadığı da er ya da geç görülecektir…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme