27 Haziran 2011 Pazartesi

YENİ HAYAT III

Beş duyu organının işlevlerini yeniden tanımak gibidir yeni hayat. Gördüklerinin ne kadar canlı olduğuna hayretler içinde kalmaktır. Sükûnetin ve huzurun sesini ilk defa duymaktır. Her şeyin bir kokusu olduğunun yeni farkına varmak ve gerçek olanı korkmadan söylemenin güzelliğini yaşamaktır. Sahip olduklarına korkmadan dokunmaktır. Çünkü bu sefer dokununca kaybolmayacakları kesindir. Bu bir rüya değildir artık. Çimdiklenmeye ve tokatlanmaya, ikna olmaya ve ikna etmeye hiç ihtiyaç yoktur. Yeni hayat gün gibi gerçek olmuştur…
Geçmiş ve geleceği kaybedip şimdiye ulaşmak mümkündür artık. Gerçeğin resminde, denizle yolun birleştiği yerde gökyüzüne doğru filizlenmeye başlayan zeytin ağaçları vardır. Hemen yanında mütevazı bir bahçe… Bahçenin ortasına yerleşmiş bir ev. Hem de beklendiği ya da razı olunduğu gibi derme çatma değil, yepyeni… Evin boyası gibi ak yürekli sahipleri gönüllerini koydukları evin kapılarını sevgiyle gelenlere açarlar. Anahtarla birlikte güvenlerini de gelenlere teslim ederler.
Küçük dünyanın içinde büyük bir aile oluşur. Neden büyük? Ortada alınıp verilen büyük paralarla menfaatler yoktur. Kendini olduğu gibi kabul ederek karşısındakinden utanmamak esas olmuştur. Beklentiler, birlikte yeni hayatın detaylarını yapılandırmak üzere oluşmuştur. Teklifsiz bir paylaşım kendiliğinden yerleşmiştir. Senin benim diye dövüşmeler yerine, bizim olanları daha da bizim yapabilmenin yollarını aramakla meşguldür kafalar. Bu yüzden çok büyük bir aile kurulmuştur.
Yeşermeye başlayan dallar ve dalların altına koyulan birkaç tahta bank ile masa yetip de artar bile. Zaman unutulur, mekân daha da gerçek olur orada. Yıllardır içilen çayın tadı hiç böyle güzel olmamıştır daha önce. Hafif bir rüzgâr sıcağın yaktıklarını hafifletmeye koyulurken güneş batmaya başlar. Ama hiç karanlık olmaz. Artık her yer ve her şey aydınlıktan gözleri almaktadır. Yıldızlar hiç bu kadar belirgin olmamıştır. Gökyüzü lacivertken bile ne kadar bulutsuz ve berraktır…
Henüz gelmesinin erken olduğu düşünülen yavru köpek de bu resimin içinde yerini alır. Ölüme terkedilmişlikten kurtarılan bu küçük can yeni aileye katılır. Çıkmadık candan ümit kesilmeyeceğini kanıtlar gibidir. Nerde ve ne zaman hayatın yön değiştireceğini bilemezsiniz. Sevgi ve güvenin kokusunu duydukça yeni yerine alışan köpek hem sevgi kaynağı olur hem de hiçbir yabancıyı resminin yanına yaklaştırmaz. Hemen havlamaya başlar. Onun havlamasında yılardır beklenen huzur, güven, sevgi ve hayatın ta kendisi vardır.
Artık resmin dışına doğru çıkıldıkça gerçek bir özlem doğmaya başlar. İçine girip de bu hayatı tanıyan hiç kimse başka bir yerde olmayı istemez. Her şey tam ve dört dörtlük değildir henüz. Ama umutların ve hayallerin boşa gitmediğinin kanıtı gözler önündedir. Bu da yeterlidir. Eksikler ve istekler biterse hayat da biter zaten. Yeni hayat, tüm eksiklerine rağmen ve dışında kalmak isteyenlere inat bir cennet kadar güzeldir. “Şimdi” yi yaşamanın mümkün olduğu yegâne yerdir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme