9 Haziran 2011 Perşembe

MÜJDE

İçinize bir kurt mu düştü yoksa? Hem beyninizi, hem yüreğinizi hem de günlerinizi yiyor… Gelen bir haber, beklenen bir şeyin gecikmesi, birinin davranışı ya da herhangi bir şey… İçinizi daraltmaya, şüphe üstüne şüphe doğurmaya, endişeleri bir araya toplamaya mı başladı bu kurt? Siz de hiç bir şey yapamıyorsunuz. Daha doğrusu öyle olduğunu sanıyorsunuz…
Nasıl da yanılıyorsunuz…
Öyle kurtlarla hiç tanışmadığımı sanmayın. Hatta o iç sıkılmalarını öyle çok yaşamış olmalıyım ki, ders çıkarıp kurtulmayı ve feraha çıkmayı becerebilmişim. Sıra sizlerle paylaşmaya geldiyse, en güzel yanı da bu işte. Çünkü güzel bir şey, kendinize sakladıkça küçülür, başkalarıyla paylaştıkça da giderek çoğalır…
İnanın ben de yeni yeni öğreniyorum bunu. Çok uzun süredir uyguladığımı söyleyemem. Derdini söyleyip derman bulmaya programlandırıldık biz. Ama işin aslın öyle değilmiş. Ben de yaşadıkça öğrendim. Hayata geçirebildikçe daha iyi anladım. Neyi mi? Dertleri söylemekten, yani o küçük kurtları anlatarak çoğaltmaktan daha yararlı sonuç veren bir çözüm kaynağı olduğunu…
İyi olduğunu, mutlu olduğunu, sahip olduklarınla ne kadar güçlendiğini gizlememeyi öğrendim. Bunları beyan ettikçe daha da çoğaldıklarını gördüm. Çoğaldıkça herkese bulaştığını gördüm. Tabi inanan herkese… Bulaştıkça büyüdüğünü ve iyiliğin hiç beklemediğim yerlerden bana geri döndüğünü gördüm.
Kendim gibi olmaktan, olduğum gibi davranmaktan utanmamayı, aksine kendimle gururlanmayı tattım. O zaman aklımı kurcalayan kurtlar da kayboldu. Benden yüz bulamadılar belki de…
O içinizi sıkan her neyse bir fikirden ibaret olduğunu söylesem… Fikrin değiştiği anda akışın da değişeceğini ve sizi bambaşka diyarlara sürükleyeceğini söylesem… Kendinizden hiçbir şey pahasına uzaklaşmamanızı ve kendinizle işbirliğini hiç bırakmamanızı istesem… En büyük ödüllerin de yine içinizde saklı olduğunu müjdelesem… Bana inanır ve bu sırrın getirilerini paylaşır mıydınız?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme