26 Mart 2012 Pazartesi

GECE KUŞLARINA ÖZEL

Uyku, henüz bilimin bile her noktasını çözümleyemediği belirsizliklerden birisi… Hepimiz için önemli… Uyumuyorum diyen var mı? Gece ile gündüzleri ayırması ise, en büyük işlevlerinden biri bence… Uykularımızın şekli şemaili, niteliği ve süresi de tabi ki çok göreceli…
Az uyuyan vardır, uykuyu çok seven vardır. Erken yatan vardır ki onlara tavuk gibi derler. Bence bu tür bir alaya gerek yok, çünkü bence erken yatmak ve erken kalkmak güzel bir alışkanlık. Bende olmayan…
Kimileri de benim gibi gece kuşudur. Geceleri yaşamayı sever. Gecelerin sessizliğini dinlemeyi, kafasını toplamayı ve gece çalışmayı… Geceleri hisseder. Aynı verimi sabahları alamaz…
Herkesin biyoritmi farklılık gösterdiği için farklı uyku düzenlerimiz var işte. Ben küçüklüğümden beri, “akşam yatmasını bilmiyorsun, sabah da kalkmasını” türünden eleştiriler duyduğum için bu alışkanlığıma eleştirel bir gözle bakardım. “Acaba ben de erkenden yatsam, hava aydınlanırken kalksam daha mı iyi olur” diye kafa yorardım. Ama bir yandan da vazgeçemezdim gecelerden…
Geçen yıl, Türkiye Satranç Federasyonu Başkanlığı ile Dünya Satranç Federasyonu Asbaşkanlığı yapmış olan ve Türkiye Zekâ Vakfı’nın kurucusu Emrehan Halıcı, Saba Tümer’in programına konuk olmuştu. Onun gibi donanımlı bir insanın nazik konuşmalarını dinlemek çok güzeldi. Bir yandan da konu nasıl olduysa gece geç yatan insanlara geldi.
Emrehan Halıcı, geç yatan insanların özel insanlar olduğunu, yaratıcı ve üretken kişilerin gece sakinliğine ihtiyaç duyduklarını söyledi. Onun gibi kaliteli ve bilgili birisinden bunu duymak bana çok iyi gelmişti…
Demek ki insanın etrafından duyduklarıyla ya da gördüğü baskılarla kendisine haksızlık etmesine hiç gerek yoktu. Kusurlu sandığınız bir özelliğinize, değişik bir yönden bakabildiğinizde, kendinizi çok iyi hissedebiliyorsunuz. Bunu görebilmek ne kadar da rahatlatıcı…
Yalnız bu demek değildir ki erken yatanların arasından yaratıcı kişiler çıkmaz. Asla bunu söylemek istemiyoruz. Her türden insanın içinden her tür kişilik çıkabilir. İhtimaller değişir.
Okul yıllarında ders çalışırken de birbirimizden farklı değil miydik? Kimsi gece çalışarak başarırdı, kimisi sabahın köründe kalkarak… Herkesin yapısına uygun tercihleri ve bu tercihlerin sonuçları var. Bunu kabul etmek lazım.
Günün hangi saatlerinde ve ne kadar kullanırsak kullanalım, uyku vazgeçilmezimiz. Dinlenme, yenilenme, dinginleşme sürecimiz…
Geceyi dinlemeyi sevmeme rağmen, eğer ertesi gün bir plan varsa, özellikle de bir gezi, yolculuk varsa, horozlarla birlikte uyanabilirim. Hem de isteyerek, iki saat uyumuş olsam da… Bu bir motivasyon meselesi…
Ama geceler de vazgeçilmezim. Parlement mavisi bir gökyüzü, bazı mevsimlerde yıldızlar bazen bulutlar, el ayak çekilmesiyle ortalıklarda hâsıl olan tenhalaşma, yalınlık ve bazen yalnızlık, tam dişime göredir. İlham perisi asasını değdirebilir aklıma, kalbime, kalemime… Ya da yarım kalanı bitirme şevki gelir. Yaralı olanı tamir etme, ertesi güne hazırlanma, yüksek sesleri fısıltılara dönüştürme, hayallere ve rüyalara bir adım daha yaklaşma hep gecenin işleridir. Ben de geceye eşlik etmeyi sevenlerdenim.
Geceler, yaratmak içindir.
Geceler, üretmek içindir.
Geceler, ortalıklardan kendi köşene geri çekilmek içindir.
Geceler, İstanbul’u dinlemek içindir.
Geceler, sevişmek içindir.
Geceler, ayıbı saklamak içindir.
Geceler, sevdiğine kaçmak içindir.
Geceler, yaşamak içindir.
Doğa uykudayken, uyanık kalıp onun sessizliğini dinlemek içindir.
Geceler, eşsizdir, uçsuz bucaksızdır…
Sabah uykusuz kalmak pahasına şafağın sökmesine kadar birisiyle bir duyguyu paylaşmayı tercih edenler bunu bilir. Gönül doymuşsa, sabah uykusuzluğu önemini yitiriverir.
Gece, gündüzü tamamlamak ve gündüzü anlamlandırmak için yaşanacak bir süreçtir…
Bence geceler yaşanmazsa, gündüzler de yarım kalır…

2 yorum:

  1. "Sabah uykusuz kalmak pahasına şafağın sökmesine kadar birisiyle bir duyguyu paylaşmayı tercih edenler bunu bilir. Gönül doymuşsa, sabah uykusuzluğu önemini yitiriverir."...
    Sevgili Berrak, Aksam saatlerinde tesaduf eseri karsilastigim blogunda kayboldum diyebilirim. Birazdan gun dogacak ve ben hala senin yazilarindan kopamiyorum. Yasanmisliklarin, yalin, samimi, bagimsiz, sicak, irdeleyici, cesur tarzin, kisisel gelisim konusundaki calismalarin, Insana ve dogaya duyarliligin beni cok fazla etkiledi. Simdi yatiyorum ama yarin eminim seninle bir degil bir cok duyguyu paylastigim yazilarini okumaya kaldigim yerden devam edecegim. Seni tebrik ediyorum . Zerrin Ayanoglu / Toronto, 14 Nisan 2014 / 6.03 am

    YanıtlayınSil
  2. Sevgili Zerrin Hanım, güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Çok uzak mesafelerdeki insanların kalbine, düşüncelerine ve ruhuna hitap edebildiğini bilmek insana büyük mutluluk veriyor. Bu sayfa sayesinde tanışmamız ne kadar hoş bir tesadüf... Sizi diğer kitap ve yazar sayfalarıma da davet etmek isterim:
    https://www.facebook.com/berrakbuduncerisen
    https://www.facebook.com/groups/BerraKitaplar/
    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil